Saçma sapan/la vurdum martıyı....


-Sözün büyüğü dilin küçüğüne sebeptir
Büyüğün sözü küçüğün diline pelesenk

-Uzakları düşünüyordum,uzak olmadığımızı sandığım yağmura bakıyordum. Hasan seslendi birden:"yağmurda kendimi görüyorum "dedi; esir  şehrin "aldırma" semti inledi sular altında,aldırma...

-Anısını bellediğim bir yerdeyim

-Uyumak da bir ibadettir,şayet uyuyabiliyorsan.


-"Meksikalı" gelinin laneti üzerine olsun; Amin !

-İt gibi titretir soğuk ve intikam
 İtiz heyt !

-Gel yeniden doğalım
 Olup olup dirilelim
 Kul kula gezeriz fani vücudlarımızda...

- Türkçe empati: "Ben senin yaşındayken"


- Sen bana güvenmeyi öğret 
  Ben sana vazgeçmemeyi

"Çok manidar !" dedi
"Senin manaların dar" dedim 
o güldü
ben acıdım
ı/sırdı kelimeleri...


Marmara




 denizim ak
kelimelerim Marmara 
şu sıra,

"yoluna kuş koysunlar"  e mi !


Sen : "Aydınlıkta köhneliği belirginleşen ve kentte ve konutta hiçbir şey neyse ben oyum" demiştin...

Şeb-nem kaldı !




Eskimeyen bir aşksın be kadın; şarkıların orman... 
Bugün daha bir dinlemeyi özledim seni.....
 Sonra kibrit ucundan yaktım bir sigara...
Herkes giderdi,şeb-nem kalırdı .


Que sera sera

* Seni anlatırım; anlatsam da bil ki; en dilsiz halimdir

* Evet, "efendi" de kölesidir kölenin,
   Anne bak köle de çıplak !

* Benim valrığım senin yokluğuna dayanıyor diyorsa,
   sen gel 
   de 
   görsün Hegel 

* Çırpınırdı kaderimiz,çırpındıkça karadeniz

* Eden bulur diyorlar, tövbe etmeyi bıraktım

* "T.V"  basının hangi organı ?!? 

* Bakış açımızda
   Acı bakışlar

* "Ben bilmem beyim bilir" dedi Meryem anne

* Dünya hızla dönüyor,biz hâlâ uzağız birbirimize; peh 

* " Adam, bana elma verme, elma yemeyi öğret" dedi kadın !

*  "Aklıma gelişlerini seveyim" dedi Hasan;
  "aklımdan çıkmayışlarını seveyim "dedi kadın.
    NO EXIT !

* Bileğimi bükebilirsin,
  gücünü ete sarma
  bıçak ecelin olur
  metal...soğuk...
  ölüm ekvatorda çokca var

*Çocukluk resimlerime baktım, gerçi az var. gördüm ki hayat siyah beyazdı çocukken bile; sence de değil mi DORİS ?

* Sevgileriniz di-li geçsin : "sevdim seni"

* ESKİ'yi ısıtanların elleri yanardı;
 yan'dan yanlış oluruz,
yan'dan yalnız kalırız be Hasan, 
yanılmaktan değil aslında.




Bilinmeyen Öğretiler

* En güzel şeyleri verme konusundaki isteğin sınırlıysa,
Onları geri alabilme yeteneğin de öylece sınırlıdır.

*Beğeni kazanma peşinde koşturup durmaktan vazgeç !

* Engin kainatı oluşturan küçük tanecikler 
Aslında o kadar da küçük değildirler.
Ayrıca,o geniş görünen kainat da geniş değildir.

*Benliğini yok edebilir misin ?
Benlik ve başkaları düşüncesinden vazgeçebilir misin ?
Dişi ve erkek, kısa ve uzun,
Hayat ve ölüm kavramlarını bir kenara itebilir misin ?

*Sevmek,nefret etmek,ümit sahibi olmak: Tüm bunlar bağlılıktır.
Bağlılık kişinin gerçek varoluşunu engeller.
Bu nedenle,mükemmel varoluş hiçbir şeye bağlı değildir
Ve yapısız bir tavırla herkese aittir.
......
Görüyorsun,şekli olan şekilsizle
Ve giden,durmakta olanla eşittir.

*sıradan insana,insanlık cismi büyük görünür.
Gerçekte o, herhangi bir şeyden
Ne daha küçük, ne daha büyüktür.
Sıradan insana göre farkında olması gereken başkaları vardır.
Oysa, ne kendisi, ne de başkası diye birşey vardır.
Sıradan insana göre mabet kutsal olduğu halde tarla öyle değildir
Bu ise hakikate aykırı olarak gelişen bir ikililiktir.
yüksek düzeyde gelişmiş olanlar
Ayrıştırmama erdemine sahiptirler.

* Bir ağacın güzelliği hiçbir zaman kelimelerle ifade edilemez
Bunu analayabilmek için onu kendi gözlerinle görmelisin
Dil, bir şarkının melodisini yakalayamaz;
Onu anlayabilmek için kendi kulağınla işitmelisin.


* Neden hakikati aramaktan kaçıyorsun ? 
O bununun dibinde, her şeyde ve şey olmayanda titreşir durur
Sakin olup onu görebilir misin;
Dağlarda,ananas ağacında,kendinde?
Daha fazla bilgi toplayarak onu bulabileceğini sanma.
Bilgi şüphe yaratır
Ve şüphe seni daha fazla bilgi aramaya yöneltir, açgözlü yapar
böyle doyamazsın.
Akıllı insan daha latif bir şey ile beslenir:
İsimlinin isimsizden doğduğu, herşeyin yokluktran varolduğu,
Tanımlanabilir dünyanın 
tanımlanamaz bir kaynaktan çıktığı anlayışı.

*......
İkinci yol reddetme yoludur.
etrafında gördüğün her şeyin ve düşüncelerinin yanlış,yanılsama
Ve gerçeğin yüzüne örtülmüş peçeler olduğunu fark et.

* Tabiatınla uyum içinde
Basit ve dürüst yaşa.
Zamanı unut.
Düşünceleri ve kavramnları bir kenara bırak.


İlişki Üzerine

23- Yaşamlarımızı, birbirimizle olan ilişkilerimizi incelersek, bunun bir soyutlama süreci olduğunu göreceğiz. Aslında birbirimizle pek de ilgilenmeyiz;bundan çok söz etsek de,aslında pek de ilgili değilizdir. İlişki bizi hoşnut kıldığı, bize sığınma sağladığı,bizi doyurduğu sürece bir başkasıyla ilişkideyiz. İlişkide bizleri huzursuz eden bir durum yaşandığı anda o ilişkiyi gözden çıkarırız. Başka deyişle, ilişki bizi hoşnut kıldığı sürece vardır. ( Doğru be hafız !)

41-Kendinin bilgisi kitaplarla satın alınabilecek ya da uzun ve acı verici bir uygulama ve disiplin sonucunda ortaya çıkacak bir şey değildir.

- Dünya sizin sorununuzdur ve dünyayı anlamak için kendinizi anlamanız gerekir (Deniyoruz hafız !)

47- Doğru düşünce ve doğru düşünme farklıdır.Doğru düşünceye kitaplardan, öğretmenlerden ulaşabilirsiniz......

49- Hareketleri önleyen aslında ideallerdir. Bir devlet adamı, önemli bir yetkili, dünyanın örgütlenerek herkesin beslenebileceğini söylemiş. Öyleyse bu neden yapılmıyor ? Çatışan fikirlker,inançlar ve milliyetçilik nedeniyle. Öyleyse insanların beslenmesini engelleyen aslında fikirlerdir; çoğumuz fikirlerle oynayıp kendimizi pratik gibi sözcüklerle hipnotize edip olağanüstü devrimciler olduğumuzu düşünürüz. Önemli olan, bir modele ya da ideolojiye göre değil, gereksinimlerin gerektirdiği biçimde davranabilmemiz için fikirlerden,milliyetçilikten, bütün dinsel inançlardan ve dogmalardan kendimizi kurtarabilmektir.

74- ......ne olduğunuza bir bakın, ne olmanız gerektiğine değil. Hepinizin bir sürü engelleri,fikirleri,huyları,deneyimleri,üzüntüleri,kaygıları,endişeleri olduğu için siz,her biriniz öylesine ulaşılmazsınız ki. Günlük etkinlikleriniz sizleri her zaman soyutluyor; evli olsanız ve çocuklarınız olsa bile yine de bencil davranıyorsunuz.....

119- Acı çekerek, karmaşa  halinde, uygarlığın, kültürün beni içinde bıraktığı bu itici karmaşa içinde yaşamak istemiyorum....yalnız yaşayan hiçbir şey yoktur. Yalnızca kültürün zorladığı soyutlanma vardır; iş dünyasında, dinsel dünyada, ekonomik dünyada, sanat dünyasında, her dünyada, her kürede kültür beni soyutlanmaya itmiştir: " Ben bir sanatçıyım", " Ben bir yazarım", "Herkesten çok ötedeyim", "Ben bir bilim adamıyım",ya da " Tanrıya en yakın olan benim".

125- kalıcı diye bir şey var mıdır ? (Bilmem!)

149- Bizler geleneğin köleleriyiz. Modern olduğumuzu, özgür olduğumuzu düşünebiliriz, ama temelde çok gelenekseliz, bunu da , imge oluşturmayı kabul edip birbirimizle ilişkimizi bu imgelerin üzerine oturttuğumuzda görebilirsiniz.

175- Öyleyse asıl ilişkiniz nedir ? Hiç yok. Doğru mu ? bir eviniz,eşiniz, çocuklarınız olabilir. Önümüzdeki, elli yıl boyunca sabah dokuz sabah beş ya da altı her gün büroya gideceksiniz,eve geleceksiniz,yatacaksınız,kavga edeceksiniz;  para dışında hiçbir şey için zamanınız olmayacak. Güç,mevki,konum arıyorsanız, bu sizin yaşamınızdır --çatışma-- ve siz buna ilişki dersiniz. Doğru mu ? Aynı fikirde olmayın. Bunun gerçek olduğunu anlayın ve imge oluşturmanın durduralabilip durdurulamayacağına bakın. Anlıyor musunuz ? Çoğumuz kendimiz ve başkalarına ilişkin imgelerle yaşarız. Siyasetçi imgesi,bilim adamı imgesi, guru imgesi,zihnin ve elin yarattığı imgeler; imgelerle yaşarız. İmgeler her şeyden önemli olur, yaşamak değil.



** Bir arkadaşla kitap takas ettik,aldım okudum.Burada öyle çok kitap okuyan yok, yahut kitap alma şansınız olmuyor. Adı baya derinlik uyandırıyor insanda ama kitap "vay be" etkisi yaratmıyor;kendi fikirlerinizi sorgulatıyor , o kadar. Yaş kemale ermiş, akıl kamil olmuş daha ne ilişkisi demeyeceksen bir bakarsın okuyucu.

*** Neyse, şimdi bunları unutun sayın okuyucular, şarkıyı dinleyin ve "siz yine olduğunuz gibi kalın", olacağınız gibi değil... Emanet olduğum şehre, Giresun'a gelsin o zaman, hareket vaktinin gelmesi temennisi ile......


Kutsal Bölge


12- Sirenler insanoğluna boyun eğdirmek için söylerler şarkılarını. Onların şekil değiştirme güçlerini sınarlar. Aynı zamanda serbestliğe doğru fani sıçrayışlarından başka bir şey olmayan sebat yeteneklerini. Sirenler der ki: Devam etme,teslim ol !

19- ma chi non ha bisogna della Mamma ? (Vero,chi? İo, adesso !)

36- Bu fethedilmiş mağarada beni kuşatan her şeyin ismi, camın ve kurşunun,tahta ve demirin varlığına eklenen her şeyin; tavuskuşu ve ayçiçeği,denizkestanesi ve denizanası, ipek ve alçıdan hapisanelerinde mayalanan sarmaşık ve asma. Hiçbir şeye dokunmak istemiyorum. Bütün bu dekor,bir kadının uzun ,vahşi,kokulu siyah saçlarına yaptığı gibi, tırnaklarıma ve parmak uçlarıma bile nüfu ediyor. Her şey büyüyor: beni ısıtmaya çalışan eşikten ayrılıyorum: geçiş tutkudur. Ama kuşatılmış duvarlar kutsal surlara sığınmayı bekliyor. Birisi bir çember çiziyor ve salgın giremiyor. Kutsal bölge beni soyutlayıp varlığımı devam ettiriyor: kadifr dışarda kalıyor .

47- Hangi şeyler yer yüzüne ait, hangileri onun yüzünden ortaya konuluyor ?

49- Çoçuklar ölür ve yol kıyısına gömülürler: gizlice geçenlerin rahimlerini ele geçirirler: yeniden doğacaklardır.

51- Ülkeni tanımak isterdim çünkü orada her şey dengeleniyor. Ölümün kuvvetleri yaşamınkilere denk.

59- Bir gün yararsız, oturulmayan gökdelenler dikmek için yıktıkları bu yüzyıl dönümü saraylarını özleyeceğiz.

    - Pek çok şey hayal etmenin iyi yanı, daha sonra insanın önüne çıkan ilk şeye razı olmaması.

66- listeler,kataloglar insanın bütün sıkıcı hikayelere, bütün yenilmiş karakterlere ve boş anlamlara karşılık olarak verebileceği son ironi. Nesneler,görüntüler krallığı, bir zamanlar bizi yöneten elle tutulmaz tinsel dünyadan intikam alıyorlar.

    - bizim sessizliğimiz, bütün dünyanın yavaş ve tüketen sıcağıma karşı hiçbir şey yapamıyor.

68- Acı mutluluk mudur ? Bugün yok olmaya başlamak için var. Dün dayanılabilir ve baştan çıkarıcıydı: bir sır. Bugün dayanılmaz ve iğrenç bir gerçek.........yanıltıcı deri olmadan,ucuçu parfüm olmadan,sırf bir çürüme kaynağı olarak........

77- Eğer aynaya bakmaya devam edersem sonunda beni yok edecek


87- Aptallık güzelliği daima muhafaza eder : kırışıkları önler; salaklık, idollerimizi düşüncenin hasarlarından koruyan ilahi bir kozmetiktir.


95- Benden kuşkulanma. Anla beni. Arzula,yalvar, öp ama tüketme...Sadece bu dokunmaktır. Tüketmek.......... Tüketmek bitirmektir,bitirmek dokunmak, dokunmak günah işlemek...

- ben olmama izin verilen ve veirlmeyen her şeyin gizlendiği yerlere karşı savaş: güzel,karanlık, örtülü aşk, sıcaklığın ödülü, çarşafların dindarlığı: yasak bir dokunuşun zevki..

121- Konuşmaya devam edin , ahmaklar, ne de olsa sözcükler öldürmez.

123- Çehov diyor ki, öldüğümüzde duyularımızın beşi işlemez olur ve diğer doksan beşi yaşamaya başlar.

126- *Yıldız olmak nasıl bir şey
          - Sessizlikte yanan bir şey, ama yavaş yanan.
         * en sevdiğiniz moda nedir?
           -Sadece benim aynamın gördüğü
         *Nasıl bir kadın tercih edersiniz (değiştirdim)
           - En kolay unuttuğumu
         * Çok zengin misiniz ?
         - Yüz milyon alyuvar değerinde.

148- Bizi bir araya getiren her şey öldürür bizi. Bizi ayıran her şey yaşatır: aşk mesafe ve ayrılıktır.................................... Benim elimin de doğa ve tehlike olduğunu bilmiyorsunuz: elimin ve sözcüklerimin.

140- Benim hikayem burada bitiyor. Bu yalnızlıkta. Kimse onu sürdüremez. Yasak bölge. Gerisini bilmek istemiyorum; kimse de istememeli. Ama yalnızlık bana tek başıma olmadığımı söylüyor. Bir şey daha olduğunu. İnkar ediyorum. Anlatıcı benim. Bu hikaye üzerinde hayat ve ölüm gücüne ben sahibim. Devam etmeyi reddediyorum. Okumaya devam etmenizi yasaklıyorum........................ Sadece hiçbir şey bilmeyeceğimi biliyorum.......


            "Dünyanın gizemi görünendir"


          iyi bir son olmuş sayın Fuantes, gracias !



Nizami Saçmalar

*Herkes horoz, ötmek nasıl metabilişselleşmiş; erken olmasın kafi !

*Bilgi bize bizi hatırlatır. Ünvanlar-nam-ad unutkanlıktır; 
   "insanız" bilgisi evrensel belleğimizde olmalı.

*Kibrinizin köküne kibrit suyu !

*Balık sever, ellerinde pul olasım gelir,
  Güç ister kadın,kul sevesim 
  Kul ölesim gelir.

*Su misali insan ; durgun,çoşkulu,berrak,
gürül gürül,bulanık,çamurlu 
ve "spring" ; 
şişelere koymasalar bari !

*Tecrit bizi öldürür. 

*Toprak yürektir,toprağı atamazsın,sakinleri kovulabilir ve bu da bize koyabilir !

* Sınır-dişi edilmiş; onun dışında hayat vardır bazen,kaçabilirsen.

* Ne büyük bir göç obasıdır yüreğimiz, kavimler sığar desem de inanma

*Suya sabuna dokunmadan yıkandık,insan olduk . Kirlenmek güzeldi işte !

* Yazıyla ses arasında fark var ya, yalnız yazarların hatası konuşmaktı belki de. 
   Sesine minnet eyleme !

* Biraz noksan ama 1 kaldı. "Bir"lik iyidir demiştim,haklıyım sanki...






Türkümüz


Bir dostla dinlendiğinde tadına doyulmayan şarkılardan,Simurg kafe'ye selam olsun; Nöbetleri anlamlı kılan Cem babaya da rahmet.

Korku/yorum



21:00-24:00 nöbetlerinde dilden düşmez .

ağaçlar da insanı korkutur okuyucum,bil isterim...

Zamanımızın Bir Kahramanı


76- Gruşnitski haklıydı: " hayır olamaz,bunu öğrenmemelisiniz ! O temiz kalbiniz incinir,üstelik söylememin yararı ne? Ben sizin için neyim ? Ruhumu anlayabilir misiniz ?" tüm insanlara kinliydi ve belki de haklıydı -kitaptaki verilere göre en azından- kendince. O asker kaputunun altındaki ruhunu anlamayanlarla konuşması belki yersizdi,ama insandı işte, dili kuvvetli ve yorulmazdı. Şöyle diyor " İnsanları küçümsememek için insanlardan nefret ediyorum, bunu yapmazsam hayat iğrendirici bir komdedi olurdu"; özet geçti işte !

78- Kadınlardan konuşurken "safkan atlardan " konuşur gibi konuşurdu ya, " kadınları sevmemek için onları küçümserdi,yoksa hayat zırva bir melodram olurdu" belki olmazdı,bilinmez !

82- " İki arkadaştan biri daime deiğerini kölesidir,aslında,genellikle hiçbiri bunu kendisine itiraf edemez, ben kölelik edemem çünkü aynı zamanda kandırmak gerekir"

Bulut

Dinmiş tufanın son bulutu!
Bir sen gezinirsin açık mavi gökte.
Senindir, kimsesiz, neşesiz gölge.
Sevinç dolu günü, bir tek sen üzersin.

Az önce çepeçevrede sarmıştın gökyüzünü,
Şimşek de seni sarıverdi dehşetle.
Sen ise saçtın gizemli gürlemeni,
Ve açgözlü toprağa yağmur içirdin.


Yeter, defol! işin bitti artık.
Toprak tazelendi, tufan da kaçtı buralardan.
Ve işte rüzgar da yaprakçıkları okşarken,
Kovuyor seni şu huzurlu göklerden.
(Aleksandr Sergeyeviç Puşkin)
 
90-" Ah gurur ! sen arşimetin dünyayı yerinden oynatacağı kaldıraçsın"

93- " Kalbin acınası alışkanlığı : SADAKAT "

110- " gövdeleşen idealler biçimleşir. Biçimlenmenin oluşması için pratik gerekir. Kafada ne kadar ideal varsa, pratik de o kadar çoğalır. Bu yüzden, hep masa başında duran deha ölüme ve çıldırmaya yazgılanır."

111- " Bütün yönleriyle kendini tanıyan insan ancak o anda Tanrı'nın adalaetini değerlendirebilir." Tanı kendini be AYLAK !

113- " Bütün dünyayı sevmeye hazırdım, beni kimse anlamadı: Nefreti öğrendim ! Suskun biri, oldum: iyilik ve kötülüğü derinden algılayabiliyordum: Kinci oldum ! Gençliğim, kendimle,dünyayla dalaşmakla geçti, en güzel hislerimi içimin derinliklerinde sakladım"; kendini de sakla be AYLAK ! "Dünyayı, toplumun alışkanlıklarını öğrenince yaşambiliminde uzmanlaştım" Master Degree ,peh!

117- Puşkin'in nakaratlatından: " Bizim gibi aptalların nesine gerek öyle bardaktan çay içmek"

124- Çarlık Rusyasında kölelere "can" adı verilirmiş okuyucu; şaşırdım ! Kimin "can"ı olduğunuzu düşünmeye başlayın,ha !

126- "Kadınları anlamak için okullarda öğrendiğin tüm mantık teorilerini tersine çevir,sorun çözülecektir"

127- " Şairler kadınlara melek diyerek onları inandırdılar, ama aynı şairler para karşılığında Neron'u da yarı tanrı haline getirmemişler miydi ?"

129- "Öyle zamanlar oluyor ki ben kan emen vampire benziyordum.Üstelik iyi yürekli biri gibi geçiniuot,buna layık olmaya uğraşıyordum"


Peçorin yazgıyı sınayan asker, Vera güzel kadın, Ah meri -küçük prenses- nasıl aşka kaptırdı o asker kaputunun altındaki donuk ruha ! Gruşnmitski, kibirine kapıldı; kitap güzeldi işte.....


Düşüngü

....................
........................
.............................
bildiğini bildirmek için "bilmeme"yi öğrenmelisin
tam kalasın diye

hepsinin gelmesini bekleme sen var olasın diye
bir kişi gelmeyecek
sen,"bir" olasın diye

* Asaf *

heming

Tenefüs oluyor,çocuklar bahçeye çıkıyor
yol senle beni ayırıyor
peki !
"çanlar kimin için çalıyor"....

Eylül



Tamam uzağım ama gelmelerin ayıdır Eylül
Sohbetin,mektubun ayıdır,ey lâl
Herkesin birbirine benzediği yerlerde de olsam
Kimselere benzetemeyeceğim sözlerin elbet vardır duyulası

Gidiyorum Bu














                                                               

Yalnız//lık

kimsenin ruhunuza dokunmaya cesaret edemediği anlar vardır hayatta...
ördüğünüz duvarların içine hapsetmişsinizdir varlığınızı,
gözbebeklerinize deysin istemezsiniz kimsenin duyguları...
ve sırf çevrenizdekilere, kendinize olan saygınızdan,
herşey bir olağanlık zincirinde,
gayet doğal dönüp duruyor gibi
gerçekten o anı yaşıyormuşsunuz gibi rol verirsiniz bedeninize...
bir yaşanmışlık 
veya yaşanmamışlık hikayesinin;
giriş, gelişme bölümünü yaşamış,,
sonuca varmak üzeresinizdir fakat kendinizi tamamen bu duyguya
adayamayacak kadar çok girmişsinizdir birilerinin hayatına...
başınız yukarda ve omuzlarınız dik yürürsünüz sokaklarda...
oysa çoktan secdeye kapanmışdır ruhunuz...
anlamını sadece sizin bildiğiniz bir boşlukta...
garipsemeyin ve şaşırmayın bu duruma...
bilin ki; bu duygu sadece size ait değil!
gezmediğiniz sokaklarda,
asla dokunamayacağınız insanlarla paylaşıyorsunuz,
bu duygunun yalnızlığını...
 



Fatıma Zehra

Demir Yolu Hikayecileri / Oğuz Atay

"Aslında geçen sürelerin kısalığı hakkında kesin bir yargıya varamıyordum.
Alışmaktan başka çarem yoktu bu duruma. Artık çok genç değildim. Hikaye
yazmaktan başka bir iş de bilmiyordum. Artık büyük şehire gidemez, kendime
yeni bir hayat kuramazdım. İstasyon dışındaki dünya ile ilişkilerimiz de
gittikçe kendiliğinden azalıyordu. Gazetelerin pahalanması ve artık trenden
başka araçlarla taşınması yüzünden önce güncel olaylarla ilişiğimizi kestik.
Sonra yeni demiryolu hattı açıldı ve ekspres haftada bir gün uğramaya başladı.
Bu benim de işime geliyordu. Artık bir çırpıda biten ve beni telaşla peşinden
koşturan kısa hikayeler yazmak istemiyordum.

Uzun lafın kısaları

Güven yiyip bitiriyordu seni, giysilerin sapasağlam oysa

Karın doymuyor işte edebiyat,karın aç hep ! 


Beni tanıdın,senindim .Şimdi nankörlük zamanı.Basmakalıp  cümlelerin kurbanı olasın çünkü "sen daha iyilerine layıksın !"

Seni gördüğümde şaşırmadım; hayat dedim, geldim,geçiyorum senden

ipuçları topladım kafamda düğümlendi hepsi


Gömleği tersten giyiyorum diye deli dediler,baş aşağı yürüyenlere sporcu diyorlar !

Hemşehriyiz dedi ustam, evet hem şehriyiz, hem kavalız hem fare . Ya da hiçbiri, hiç biri hangisi ...

Evrene mesaj gönderenler, aradığınız evrene ulaşılamıyor !

Omzumda yük, üstüme yık her şeyi dünya ; dün varya dün, orası işte dünya, orası seni kaybettiğim yer

Beyazdım sana ben,karalaman kolay oldu tabi 



Boşver,
kalbini boş ver bana
taşalım beraber
hadi gülüver
kalbinden gülü ver 
taşı ver bana
Her şeyi boşver işte !


Mamülat-furuş


Çocuk "sansasyonel" bir üretim ,"spekülatif" sevgi, ilginç temas, fani miras

michelangelo connecting people !



B/ilgi


Bilge diyenler oldu oysa hiçbir şey bilmezdim aslında,evet
az bilendim, çok kestim.
Hiçim de hala boşluk var...

Yabancı


Biparkta oturuyordum, heyecanlı bekleyişleri severim. Yan masadaki iki adam sivil olabilir,
dikkatlice defterimin kapağına bakıyorlar, Marilyn ölümsüzsün be yaz kadın, bense yabancı. Ne garip yabancı olmak..... "Bence insanın adı onunla en az ilgili olan yanıdır.Doğar doğmaz,o bilmeden başkaları veriyor.Ama yapışıp kalıyor ona.Onsuz olamıyor" atılgan cümlelerdi bunlar.  Ve "dünyanın her yerinde yabancılar sadece havadan (sudan) konuşur,hep aynı hep" St. Ranger ,Tom... Hava konuşacak kadar iyi değil, yol telaşlıydı,verdiğim sözler de var. Karşı masadaki iki kadın nasılda... 


-Ne alırsınız ?
-Bir çay,bir su lütfen. Sakinleştirici var mı
-Nasıl ?
- Pardon,size demedim sanırım......


Şimdi yoruldum,sonra aktarsam, techno-logic sızlattı ...




İzmir

İzmir'de dolanıyordum yazdı
Kordon boynuma dolanmıştı
13:13'tü saat ve kimse beni hatırlamamıştı
kabuğuna sığınmış bir yumuşakça
ürkek de değil aslında
dirayetli ve zeytin ağacı kokan
ağızlarından kaçıyordu insanların
bir/inci tercihini kendinden yana kullandı

insanlar kaçışıyordu sağa sola
telaşlandım
izmir gavur değildi,güzeldi
şimdi aklına kızları geliyorsa
hasan tahsin kurşunlasın seni !
kadehimi izmir'e kaldırdım susmak üzere
söylediklerim içime sığmamıştı


karşıyakan bir araya gelsin İzmir diye sövdüm
vapur düdüklerine biraz da faytonları çeken atlara
"denizin ortasında hey canım rinna rinna nay"
izmir "eylül de gel" diyordu
ben eylülde kurşun sıkıyor olacaktım

köftehor udi seni....

4.08.2012 / İzmir

Pro-film


Profildeki palyaçoyu sirkten alıntı sananlara... Alfredo adı.... "NOVIEMBRE" izlensin....

Cibran'a



Ben elma ağacı değilim

öyle herkese elma veremem

havva'yı hatırlarım hep

yalanım yok !


Adem olmak zor zanaat be Cibran !

Aydilge / "Şiir"



Ben sana şiir yazamazdım
şiir  hayır-lara vesile olsun istemem
Evet,şiir yazmam sana ben
Sen de ağırdan sat kendini
Şiir seni yazsın...


01.08.20-12den vurdum esir balıklar şehrini....

P-istanbul


şehir herkesi kaybetmiş
kumarda

gülhane'de
istiklâl'de hatta
eminönünde kalmış birazı da


istanbul.... "this is just a beginning not the end" 29-7-2012 pazar yerinde...



İnsan-bul


istanbul acele memleket
telaşla yürünüyor sokakta
sadece yürüyor kulaklar tıkalı
sesler fonda
iphone'dan gelen !
ne kafiye ama,değil mi !
zemin şekil algıda var
istanbul şekil memleket
insanlar zemin katta yaşarken hep



içtiğim sigaranın tadını çalan şehir
sigara istanbul'a zar
insanları  arlıdır

bir hava olayı kirli
ne umutla kim kimbilir değil mi
hangi iklimlerden gelmişlerdir
kar soğuğu
sonbahar yağmurları
belki umut rüzgarı 6 kuvvetinde 7 bölgeden
parçalı hayal bulutları balkanlara uzanan
işte şimdi kulaklarda mahsun/i bir kelam
ne acı bir soru
"nem kaldı"
bir akılsız başın üstünde uçuşan
parsel parsel insan mahallerinde 
sahuruna uyanırlarken gurbet orucunun

istanbul kasvetli aşifte
seni öyle alır ki koynuna
anlamazsın değil mi !
ne de olsa kalbe giden yol boğazdan geçer

 sevmeye değil terketmeye geldin istanbul'u
ayvalık'a da gidecektin daha
bir çobana bakıp çıkacağım diyerek
hadi çık dışarıya
gel beni bul hadi
ebe kör istanbul
doğurt acılarını insanlarının

istanbul sen sen değilsin
bu değilsin
gözlerimi kapatıp seni dinleyemeye korkuyorum
ya cüzdanımı çalarlarsa !
cüzdanım boş bu arada

sen mi büyüksün ben mi büyüğüm istanbul
bu sidik yarışısını sevmedim hiç
bu arada "ben hala tiğdirerek işiyorum" 
hem de "güneşe karşı"

istanbul dışlıyorum seni
seni dişlerini insana bilemiş
insanını bilememiş koca kurt
ninemi çıkar karnından hadi

gözlerim dört dönüyor ustam
gök kara deniz bulanık
gözleri kapalı istanbulun bizi izliyor
eyvah istanbul,soyulduk !

istanbul müsterih ol diyor
soyunduk
sevişmek kaç milyon insanın kare köküne denk düşer
yol açık hadi atla metrobüse
et kokusu geliyor raylardan


kafamda bir tablo istanbul "hafızanın boşlukları"
ama gel de içinde bir insan bul bulabilirsen
yersen !
et met,metro,metrobüs,metro seksüel
istiklâl göklerdedir mimarisi
paranınki gök delenlerde
biraz rococo,barok,gothic
benim bakışlarım biraz dandik

avcılarda deniz güzel
kadı köylü kızın bile kusur vardır
"akşamları ışıklarla güzel bu şehir"
ben gündüz sevişemem istanbul
hadi ışıkları kapat



*ben bu şiiri istanbul'da yazdım
27'sinde temmuzun 2012
17 milyon insan var dediler
yemin ederim komserim , ben kimseyi görmedim
Bırakın gideyim.....


*bu şiirde/n sır gibi bahsettiklerim oldu


* kadıköy seni bana yazsalar,gerisini el alsın

                            İstanbul - 27,07,2012