NAR / THE POMEGRANATE


Bir zamanlar, bir narın tam ortasında yaşardım.

Bir nar tanesinin içindeki çekirdek dedi ki: “Birgün ağaç olacağım ve rüzgar dallarımda şarkı söyleyecek, gün ışığı yapraklarımda dans edecek, mevsimler boyu güçlü ve güzel kalacağım”.

Ardından başka bir tanesi konuştu: “Senin kadar gençken, ben de öyle sanırdım. Ama artık boyumun ölçüsünü aldım, gördüm ki umutlar boşuna.”

Bir üçüncüsü dile geldi: “Bence içimizde öyle parlak gelecek vaad eden hiç bir şey yok.”

Dördüncüsü dedi ki: “Ama daha güzel bir gelecek yoksa hayat manasız bir şaka olur.”

Sonra beşinci: “Ne olacağımızı tartışmanın ne manası var? Ne olduğumuzu bilmiyoruz ki.”

Cevap altıncıdan geldi: “Ne olursak olalım, var olmaya devam edeceğiz.”

Yedinci konuştu: “Ne olacağımızı çok açık görebiliyorum. Ama sözlere dökemiyorum.”

Ardından sekizinci konuştu, sonra dokuzuncu, sonra onuncu, derken hepsi birden- sonra gürültüden hiç bir şey duyulmaz oldu.

İşte o gün bir ayvanın ortasına taşındım, orada çok az çekirdek vardı, hem de suskundu hepsi.


THE POMEGRANATE 

Once when I was living in the heart of a pomegranate, I heard a seed saying, "Someday I shall become a tree, and the wind will sing in my branches, and the sun will dance on my leaves, and I shall be strong and beautiful through all the seasons."

Then another seed spoke and said, "When I was as young as you, I too held such views; but now that I can weigh and measure things, I see that my hopes were vain."
And a third seed spoke also, "I see in us nothing that promises so great a future."
And a fourth said, "But what a mockery our life would be, without a greater future!"
Said a fifth, "Why dispute what we shall be, when we know not even what we are."
But a sixth replied, "Whatever we are, that we shall continue to be."
And a seventh said, "I have such a clear idea how everything will be, but I cannot put it into words."
Then an eight spoke--and a ninth--and a tenth--and then many—until all were speaking, and I could distinguish nothing for the many voices.
And so I moved that very day into the heart of a quince, where the seeds are few and almost silent.

H. CİBRAN        

Çeviri : Ümir Ünal

Hiç yorum yok: