Bilmem, öyle işte

İnsanlar üzerinde hakkı olduğunu sanan herkesten uzak durdum, beni köleleştirebilirlerdi. Herkes kendi ile barışık olsun bırakın insanlar kendi ile barışlarını kendileri gerçekleştirsin. Odanda oturup perdelerin arkadasından dünyayı yaşamak ve yaşadığını sanmak , insanları anlamak ve yargılamak sadece bir sanrıdır. Gerçek sokakta,mahalle aralarında,ormanda,binalar arasında , bireyin birey olduğu her yerde .Sen evde tek başına bir birey değilsin seni birey yapanlar olmadan; sadece kendi karamsarlığı ve egosu zevke gelmiş erekte bir kişiliksin , çükünün doğrusuna yaşa git işte , sonun "kaygan delik"ten başka bir şey olmayacak.

Fikrinde özgürsün ama sadece kendini dışına itebileceğin muhteşem bir bütünlüğün parçasısın sen , İNSAN ! Farklısın , özgünsün ama özgür değilsin asla , bu bağ seni sen yapıyorsa eğer , boşa haykırma ! İnsanlara saygı duy , kendini istersen bok çukurunda yüzdür , aşağılık gör , hiç say .

9 yorum:

Beyza Mollaahmetoğlu dedi ki...

Aynen, hiçbir zaman özgür değiliz.
Atıyorum yolda giderken 2 yol ayrımına geldik. Sağdan mı gitsek soldan mı düşüncesi tünedi zihnimize. Haydi sağdan gidelim dedik, sağdan giderek soldan gidecekken karşılaşabileceğimiz olaylardan ya da herhangi başka bir şeyden kendimizi mahrum etmiş olduk. Aynı anda da bir çok yerde olamayacağımız için hiçbir zaman özgür olamayacağız. Tam anlamıyla yani. "Ne alaka?" dersen. Ne bileyim ya, diyesim geldi. ehehe.

S.Darko dedi ki...

ohoho :D naptın hocam ya :) eheh. işe logaritma falan girecek zannetmedim değil :)

biricitconsungunlugu dedi ki...

naptın hacıı:)) cok felsefık yahu annaaamm:)

ŞAVKÎ dedi ki...

İyi etmişsin Beyza, aslında yol tek , sen sadece farklı yollarda gittiğini sanıyorsun ve bir de bakıyorsun ki o tek yoldasın,boşa çabalam aslında .Ama insansın,durmak sana göre değil ; karamsar değil , bildiğin ,apaçık gerçek buu işte .

ŞAVKÎ dedi ki...

Şavkidir adım , ben okudum ben yazdım ,
Bilinmeyen var dediler, o düğümleri ben çözdüm :D :D Olmadı bu :D Sevmedim :D That's me !

Mariposa dedi ki...

İnsan fikirlerini savunabildiği ölçüde mi özgürdür yoksa fikirlerinin oluşturabildiği yani düşünebildiği ölçüde mi bu soruya cevap verdikten sonra özgürlük ,birey ve toplum anlayışına bir yol çizilebilir .Toplum içinde özgür olabilirsin çünkü özgürlüğün tanımı toplum oluştuğunda , bir başkasının özgürlük alanına kadar özgürsün şeklindeki sınırla ölçülüp kararlaştırılmış bir şeydir bireyin başlı başına tekken evde özgür olduğunu ya da köleleştirdiğini ,yargıladığını veya diğer şeyleri asla bilemez aynı iyinin olabilmesi için kötünün de olması gibi .

ŞAVKÎ dedi ki...

Fikrini oluşturmak özgürlük istemez ama oluştururken dikkat etmen gereken diğer kişinin de kendi özgürlük tanımıdır. Bunu bilemezsin ve saygı göstermelisin. Birey toplumla birey orada tamamız , ama özgürlük en azından var olan bu toplum içinde olmaz. İnsanın doğasındaki iyilik bitmeye yüz tutmuş , artık kendinin farkında olmuş . Madem birey benimle birey diyerek onu yönlendirme çabası içine girmiş , fişlemiş , tanımlama-adlandırma bahanesi ile ona çeşitli sınırlar koymuştur .Bilirsiniz , sınırlar koyan açısından oonu bir başkasına karşı korur . ama dışardan da bakarsanız onu engelleyenlerdir. Dolayısıyla , toplum bu sınırları kendine koyması gerekirken bireye koymuş ve onu belli kalıplar içerisinde şekillendirme gayreti göstermiştir.

İfade ederle ve görürsünüz , adam-kadın oturur yerinde ve sayar saydırır ,ve bu fikirlerden ziyade kişilere bir saldırıdır. Ben bu noktaya dikkat çekmek istiyorum . Kimse sizin oluşunuza laf etmezken , siz sizi siz olmaktan alana topluma tepkinizi gösteremezsiniz, çünkü bu yürek ister. daha zayıf bir av ararsın ve birey e yönelirsin. Kendini yerin dibine sok, çamura sok , eleştir , bu seni sen yapar .Ama kendine yapıyor olman herkesi o eylemlere maruz bırakacağın anlamına gelmez. Bahsettiğim o kişilerdir,şahsi almayınız.

Evet, iyi ile kötü kardeştir . İnsanda da bu olacaktır ama bu kadar da göreliyken bu kadar net nitelemek hatalıdır . Benim yaptığımda , her ne kadar bireysel olmasa da , böyle yapanlara karşı bu tavrım da hatalıdır. O da onun özgürlüğüdür,değil mi ? Kaldı ki , benim gördüğüm bir kaç kişi , bunu zevk edinmiş,iş biçmiş,görev sanmış kendi içinde saplantıları olan kişiler. Kendi yalnızlığı onu yerken o da beslenme zincirini insanlara saldırarak tamamlanma derdinde.

Özetle , paradoksu eleştirme bizimkisi. Ne değişir bilinmez . Ama akıl kadar sevgi de şarttır, biz iyi kötüyü ayırırken bu akli ve hissi tavırlarda bir ayarsızlık yaşamaktayız. Ya akılla yaklaşıp var ediyoruz yada hisle ona kapılıp görmeden yaşıyoruz.

Ne uzun oldu ama bu ! Kusuruma bakmayın, fikrinizi paylaştığınız ve ziyaretiniz için teşekkür ederim. Saygıyla,

Mariposa dedi ki...

Evet baya uzun oldu hatta yazının 2. kısmı olarak bile yayınlayabilirsin :))

Kilit kelime bana göre bu konuda paradokstur.Bunun bir paradoks olduğunu fark ettikten sonra yapılacak her bir yorum paradoks çizgisinde ileri geri gitmekten öte bir şey değildir .

ŞAVKÎ dedi ki...

Farkındalık da önemlidir . Paradoksun varlığı anlaşıldığı anlamına gelmez. Ayrıca, kırılacak bir çizgidir bence bu , insan insan olmayı başarabilir, insanlar insanlara insan olma şansı verirse. Bu arada, blogunuzu nedense takibe alamıyorum,göremiyorum hatta . Paylaşımlarınıza ortak olalım.Saygıyla,tekrar sağolun yorumlarınız için.