Delilik

                                                                          
Hep korkulan kavram delilik, uzak durulan, bir davranışı nitelerken ilk aklımıza gelen tanım.........
Delilik insanlığın üst mertebelerindendir. Hayal kurup hayalini yaşamak, farklı olmak , dayatılandan, zorla yedirilenden kaçış yoludur . En büyük hayalimiz olan  "kendimiz" i yaşamaktır. Bir çıkıştır dar sınırlar içerisinde boğulan insan için. Öyle akıldan yoksunluk durumu değil tam tersine , hat safhada zeka ister deli olmak, bir şarkının da dediği gibi :" aklını kullan adını çıkar deliye" .  Delilik olanın dışına çıkmaktır, olmayanı bulma çabasında aklın başkaldırısıdır, isyanıdır. Kendi olmanın ,kendi kendine olabilmenin cesaretidir.

Deli olmayanlar -normal olanlar- benzerdir, kafaları da benzer çalışır dedlilerin aksine. Aynı şeyi öğrenir ve aynı şeyi düşünür, aynı şekilde yorumlarlar. Bugüne bakın , aynı dizileri izliyor, aynı esprileri paylaşıyoruz. Yaratılan bir kültürün paydaşlarıyız, kendimizin değil ! Aslında delilikte bir normalliktir, fakat anormal bir normalliktir. Beynin kendi içerisindeki düz sistemi biraz daha sofistike karmaşık hale gelmesiyle belirir, bir standarda benzetebileceğimiz bu düzenin içerisinde kendine yeni kıvrımlar yaratır, çatlaklar açar ve o çatlak içinde normal insanın ulaşamayacağı o fazladan bilgi ve bilgelik yatar. ''seni deli eden şey, yine sendedir sende.'' yunus emre böyle der.  Bilge gereksiz bilgi ve eylemlerden uzak durur, olanı sorgular öyle hemen kabul etmez.  Kendiliğin tepesinde bir evi vardır, yalnızdır, doğaldır ve onu ancak kendi olmak isteyenler arar sorar, öyle filmlerdeki gibi kung-fu öğrenmek isteyenler değil çocuk. Davranışlarında asla bir sınır göremezsin. Yani, şu kişiye yaklaşmayayım gibi bir engelleme yoktur. Ayırt etmez kendine gelindiğinde, ama  kimseyi de istemez yanında. Aslında biraz da sırtını dönmek görmezden gelmek gibidir bu durum ve cesaretin ve aklın getirisidir korkunun değil.


 Normal insanlar kurallar ve tanımlar koymuşlardır yönetmek – adlandırmak kolay olsun diye . Bir şey eğer bir şeyse bir şeydir , ama bir şey bir şey değilse "şu" dur, nettir . Yani ne olmadığı hakkında tanımlar aslında daha kesinlik barındırır o “şey” ne kadar tanımsız-normal olsa da. Delilik te işte bu tanımlama çabasının bir getirisidir. Herkesin koyduğu  tanıma , kurala , algıya , bağlılığa uymamaktır . Mesela güneşin ortasındaki kibrit çöpünü görmektir , meyvelerinde aslında soğan  olduğunu düşünebilmektir-belki-. Tanımlar içerisinde doğruyu kavrayamama verilmiştir delilikten bahsederken . Haklılık payı vardır, bir hastalık gibi görülen delilik doğruyu, doğru diye –onun dışında bırakıldığı- tanımlananı kavrayamama ve onu aramaktır beyhude. Normaller gibi hemen anladım deyip, onu benimseyip -sözde- yaşam felsefesi haline getirmemektir.



Dıştan bir tanımdır delilik ama aslında insanın içerisinde bir yerlerdedir. Kendi içinde kendini var etmektir. Bilgelik gibi, bilge kendini bilge olarak tanımlamaz, tanımlarsa bilge olmaz, bu tanım hep dışardan birilerince ona verilir. Bilge asla bunu kabul etmez, delinin de deliliği kabul etmediği gibi.  Foucault'un delilik tanımından biri " tembellik, üretken olmama durumudur". Buradan hareketle içinde biriken bir sen , harekete her an teşne olma durumu . Tembel insan gereksiz eylemlerden kaçan insandır . Tanımlanmış ritüeller, davranış kalıpları, beklenenlerden uzaktadır. Rutine binmiş bir sistemin eksiksiz işleyen bir parçası, bir dişli gibi, ama dişleri kendine işlemeyen bir dişli. Delinin dişlileri aklın içerisindeki çarkta tersine de çalışır .  Anormal olarak geldiği dünyada normal olmanın aslında hazır verileni işlemekle olacağını bilir, çarkın tersine dönebilecek olduğunu bilir ve aklını kullanır bunu gerçeğe-davranışa taşıyabilmek için.

Delilik insanın kendi içine kaçmış, hep içinde kalması istenmiş  aslıdır . Onu bulana kadar normal olarak yaşar , çizgiler üzerinde yürür . Kendi çizdiğimiz sınırlara ulaşıncaya dek süren bu normal anormallik bir gün anormal normallik ile bitecektir. İşte o zaman özgür olur, biz olur , bizsiz kalmaktan kurtuluruz.

Diğer parçanızla buluşmanız üzere....



"bazıları hiç delirmez
ben, bazen koltuğun arkasında
3-4 gün boyunca yattığım olur
orda bulurlar beni
melaikeymiş derler
sonra gırtlağımdan aşağı
şarap döküp
göğsümü ovarlar
yağ serperler üzerime
sonra kükreyerek kalkarım
atıp tutar, köpürürüm
onlara ve evrene küfreder
bahçeye kadar kovalarım
sonra kendimi çok iyi hisseder
tost ve yumurtanın başına otururum
bir şarkı mırıldanıp
aniden
pembe besili bir balina gibi
sevimli olurum
bazıları hiç delirmez
ne korkunç hayat sürüyorlardır
allah bilir"

Bukowski

OKUMA LİSTEMİZ :

2 yorum:

S.Darko dedi ki...

Delilik yer çekimi gibidir :)

Saçma dedi ki...

"...sadece hafifçe itmek yeterlidir - hafifçe dokunmalısın" adamım joker :)