Başka Başka

İnsan koyar taşın altına her şeyi aklı ve yüreğinden başka
İnsanın insandan beklediği nedir ki güvenden başka

Azrail bile fakirken olmayınca alacağı bir can
Sonbahar ne götürür bir çınardan bir yapraktan başka

Bak etrafına, doğru söyleyenin gidecek bir yeri kalmış mı
Ahali ne söyler yalandan başka  ?

Ömrümüz gün sayarak geçiyor
Oysa  , dört mevsimi doldursak  yüreğimize ,bambaşka !


Her saniye, her saat, yedi iklim yedi bölge sevsek
Yok mu seven sevgiyi kasım aylarında bulanlardan başka

Ben, evet ben , başkayım başka
Sen değiştirmeye önce kendinden başla, neyin var elalemden başka !

Herkes ne ister ,seni değiştirmekten , birilerine benzetmekten
“tıpkı o” demekten başka

Birileri gitmek ister, kal deme, eğreti oluyor
Doğal olan istenilince kesilen bilettir, 
Kalan elbet kalacaktır seninle değil mi 
İkiye ayrlan bir yol, tek yön,yok başka

Birilerinin  yerini birileri alır evrenin dengesinde
Boşluk nerede var kafalardan yürekten başka        

Herkes yanında olabilir, yüzüne gülebilir
Sonra da konuşurlar saçmalarını sen yokken, 
Kelimeleri yanındayken başka,uzaktayken başka

Hayat seçimlerden ibaret, alternatifler dünyası yaşadığın
Yok mu sanırsın gidecek yeri, senin yerini tutacak bir can ,
Öyle diyorsan o başka !

Hep ben konuştum,
Biraz da sen anlat
Eeeee
Başka başka …..



Şarkı da var ,tıkla....

17 yorum:

Beyaz Sayfa dedi ki...

Daha başka ne olsun işte denilecekleri yazmışsın..
Hayat alternatif bir kısır döngü, kayboluş yolu tanımsız
Şu dünyada, birinin yerini başka birimi alır sanırsın..
Evrenin dengesi o değil dostum,içten içten kendini kandırırsın..
Bak şimdi, beni dinle kendi gönlünden başka..
Dört mevsimi doldur yüreğinde bambaşka..
İşte o an, zamanın gücü diz çöker karşında..

crazywomanrosemary dedi ki...

Başka ne diyebilirim ki"İnsanın insandan beklediği nedir ki güvenden başka" EN ÖNEMLİSİNİ TAAA BAŞTA SÖYLEMİŞSİN Kİ..:))

~♡ηυяѕαℓкιмι™ dedi ki...

Değişik bir tarz ama çok güzel okuması..
Evet gitmek isteyene kal demek hep eğreti duruyor.. O yüzden susmak en iyisi :)

Dayatılanla Yaşayan dedi ki...

ne gideni tutabilirsin ne de kalmak isteyeni gönderebilirsin.. aslında giden de kalan da sensindir.. karşındaki sanırsın diye düşünmek olası mıdır?

Luna dedi ki...

giden de, kalan da sensindir demiş Dayatılanla Yaşayan.

ölesiye haklı bir çıkarım olmuş haddimce.

luna.

Aylak dedi ki...

Birinin yerini birisi alır dışarıda,dedim ya , asıl boşluk kafanda ve gönlündedir. Bu umurda gidilir, boşlukları hep doldurmak için yeniler bulursun, onları tanırsın,bilmek istersin. Ben dışarda arayanlardan değilim azizim. Bu " Kansas city aldatmacası" dır belki de :)

Aylak dedi ki...

O işin naif ve görünen tarafı , herkes kendini arar dışarıda, işte senden beklediği güveni buldu mu seni kendi yapmaya gayret eder. Tabi tüm genellemelerde olduğu gibi bu genellemede hatalıdır.

Aylak dedi ki...

Teşvik veya caydırmaca bekliyorlar , susalım.

Aylak dedi ki...

bu gerçekci olmamış. Siyah - Beyaz'a dalacak mevzu işte bu. Gidince oluşan mesafe,kalanın gidene yakınlığıdır, gideninde kalana uzaklığı. Açının bakışa kattığı değer.

Kalan hep yakındır hep istemeden de kalsa, gidene git dememişse eğer. Bir başka alemi,bir başka dünyayı bilmek,harfi harfine tanımak için gidilir, oysa, Tanrı'yı bilseydin Tanrı'ya inanmazdın, tabi inanıyorsan. Olayın ardındaki de gitme-kalma eylemi kadar paradokstur. Dedim ya, asıl boşluk kafandadır, evren döngüsünde varlık ve insan milyon tane var. Bu noktada dersen ki, sendedir, o zaman yürekten katılırım.

Saygıyla,

Luna dedi ki...

susmak, o da başlı başına bir teşvik ya da caydırmaca anlamına gelebilir oysa.

ah albayım, kelimeler...

anlamları uçsuz bucaksız kelimeler!

ve sessizlikler...

kelimelerin söyleyemediklerini, çekinmeden nasıl da söylerler!

Aylak dedi ki...

Doğrudur, açıklamamı sundum. Yanılsamadır o , gönül aldatmaca, evet diyalektik olarak bakarsak olasıdır. Sana giden birisini söylesem , sence ben de onla gitmiş olsam , ben burada olur muydum. Vereceğim tek örnek bu çıkarımınızı alt üst edebilir ama trajik olur,herkesin kendi hayatı.

Ayrıca,kalan ve giden olmak aynı anda.... Demekki doğru , herkes birini alıp iki kimliğe de sokmak ister ya, o zaman giden eğer kalanı kendisi yapmışsa, o zaman gidende kalan da aynıdır. Ama kalan kendisiyse hala, giden gidendir, kalan kendisi gibi kalmıştır.

Gidenle her şey gidebilir,her kes onunla gidebilir, doğa ona yoldaş olabilir ; kalan hep kalandır.
" Gitmek gitmektir işte hepsi bu" C. Adrian / Nereye gidiyorsun, dinleyin sayın Luna .

Aylak dedi ki...

Susmak, en derin lûgattır . Okuyucusu ile susan arasındaki o engin bilgi akışı,yazılanları da geçer bazen. Susmak, belki vakitsizce konuştuğun nice kelimelere 2 dakikalık da olsa bir saygı duruşudur. Vakitsiz gitmek isteyenlere mendil ,bu net !

Herkes bilmek ister,hep ama hep. Gideceğini mi kalacağını mı bilmek,bunu bile ister. Onlar hep ister zaten hep.

Luna dedi ki...

İnsanların ağzından çıkan kelimelerin, düşünce dikenlerine takılmadan pürüzsüzce kıyılarına ulaşabileceği yerlere gidiyordur belki de...

Yazılan cümledeki anlamı şu an bile anlayamayacak olan -anlamak isteMEmek için geçerli sebepleri olduğuna inanan- bir insanın sarı sıcak yüreğinden kaçıyordur belki de...

Kim bilir...

Cem Adrian'ın da dediği gibi,
bu bir savaş değil, yenilmek de yok - kazanmak da.
Giden sadece gider.

Öyleyse,

Sen yine olduğun gibi kal benim için sakın değişme
Giderim bugün ha yarın hareket vakti gelince.

Aylak dedi ki...

İşte, kelimeler değil Luna, kafadaki o dikenler anlaşılmaz kılar karşındakini. Onun kelimeleri değildir sorun , herhangi bir şey söylemiştir, söylüyordur ama o dikenler sivriliklerini kelimelere yükler ve bu yanılsama ile suçlu olan kelimelerin sahibi olur. Farkedilmesi gereken budur.

Anlamak istememek sanırım zor, beyine o denli hükümümüz olsaydı keşke diyebilecek kadar zor hatta. Anlatamamanın," o da haklı yahu" diyememenin karmaşasıdır,sanırım. Net olamam bu denli toyken.

Yazıda belirttim, gitmek isteyenin bileti gönlündedir, o bileti kendine kesmiştir zaten. Hareket saati de yine ona kalmıştır hep, trenler saatlerini bilir, yolcu kalan olsa da. Vagonlarını doldurur ve gider tren. Düdüğü çalmaz bile, çalmak istesede emir beklemez. Yaşadıkları insanı törpüleyecektir elbette, insanın dişlilerini birbirine bilemesi nedendir ? Bu aynılık gayreti,bu benzerliklere merak, yukarıda dedim, Tanrıyı bilseydin ona inanır mıydın ? Tanıyınca büyü bozulur,kafandaki tanımlar hareketlenir,savaş başlar her yenilikte, devrim beyinlerde olmuyor nedense işte ,devrimcileri sevmiş olsan da.

"uğurlama"lar istemesin kimse, anlasın , anlayınca bir şeyler mutlaka el sallar. 'Dokuz altı yolları'ndan selam olsun.

Luna dedi ki...

kafadaki dikenler,
kelimelerin suçsuz halleri.
'o da haklı' diyememenin yarattığı,
kaçınılan,
siyah-beyaz olma durumunun ta kendisi.
küfreder gibi.

çoktan kesilmiş bir bilet,
gecenin bir yarısına denk gelmiş bir hareket saati.
treni kaçırmış olmanın verdiği hüzün.
eldeki bilet.
kaçan tren.
tren.

tanrıya başka formlarda inanmak.
anlatamayacak kadar çok inanmak.
hiç bilinmeyen bir formda.
ona güvenmek de.
göremeyeceğinin huzurlu huzursuzluğu içinde,
lal olmak.
tanrı gökyüzünde oturan bir tonton dede değildir ki,
tanışıklığımız olsun.
o içimizdedir. bizdir. tanrıyız.
bu nedenle 'i see the god in you'
diyen şarkı sözleri daha bir etkiler birilerini.

uğurlama istemek.
yeni bir trendir şimdi, yol üzerinden göz kırpan.
elde bir bilet.
hava rüzgarlı.
arkada bir gölde.
yola doğru itekleyen ruhunu.
düşmek.
düş.

uyanma.

Yazar,okur dedi ki...

Başka çok şey var ama boşver.
:)

Aylak dedi ki...

Koy gitsin diyorsun yazar :) Blogun mu kapalı ne,göremedim ?