Ne görüyorsun


Ne gördün sabah evden çıkarken kendinde , ruj mu, fondöten mi, göğüslerini mi, seni mi ?

Kıravatın mı , jöleli saçların mı ,ayılmış bilinçaltın mı , kalkmış bir tarafın mı ? 

Eksiklerini mi fazlalarını mı , yada olduğun kadarını mı ,

yahut olabileceğini mi , olduğun sandığını mı , olamayacağını mı ? 

Sokakta ne görüyorsun mesela ,bir dilencinin gözlerinde, bir çocuk tebessümünde

Fahişelerin o elemli gözlerinde, alkolik amcanın şişesine sımsıkı sarılmış halinde 
Bir minarenin tepesindeki ay parçasında 
Yahut kilisenin başındaki o hayata atılan ar-t-ı  da  ne görüyorsun ? 

Geçmişine bakarken mesela, övgü mü yergi mi gördüğün ? 

Hep kazandığını mı görüyorsun,  egonu mu 
Kaybedişlerini mi , kaybederek sen olduğunu mu 
Var olmanın aslında ölmekten geçtiğini, her gece ölüp her sabah doğarak mı yoksa her gün aynı kişi olmaktan, istikrardan mı geçtiğini ?

Susarken ne görüyorsun yada isyan ettiğinde 

Haksızlık mı hakka katkıda bulunmak mı , elinden alınan mı , kendi elinle teslim ettiğini mi ?


Ya da sevgilim,sen, uzağımdaki kadın , sen ne görüyorsun oradan bana bakarken 
Gözlerimdeki sen mi , gözlerindeki ben'i mi ; yada aynı yöne göz dikmiş biz mi ?

Şuan bulunduğun yerden dışarı bak ve en yüksek noktaya odaklan , bir dağ,tepe,bina ,
sonsuzluk var mı orada,mutlu son yahut yine ak sakallı bir ihtiyar mı sadece ?

Sabahın serininde bir kuş öterken , güneşe doğru bakıyorsun ya hani, hayal ettiğin ne ki,
tazelik,sona doğru atılan bir adım , hazırdan yemek mi,kalan zamana selam mı ?


Bir kadınsın yahut bir erkek , kendinde ne görüyorsun , sapına kadar erkek mi saçına kadar kadın mı ? Yatakta unutulmuş saflık mı , kasığında bir sancı mı , melekler şehrinden bir peri mi , atı beyaz olmasa da bir prens mi. sen bu hikayenin neresindesin be kadın, be adam !

Şimdi çıkar aynanı yada çık dışarı,lavaboya koş ,aynaya bak ve gel ; gördüğün şeyi düşün , telaş, akıl , kontrol , aldanış,kan basıncı , al yanak, bir bütün halinde sallanan anatomi,ilahi melankoli,çözülen dizler,sana bakan kızlar,dudaklarını izleyen bizler - erkekler- ....

Söyle işte, ne görüyorsun ben bu kafamdaki saçmaları, aptal soruları sorarken mesela,

Ya da ben bu yazıyı yazarken baktığım yerden bakınca ne görüyorsun? Ben neler düşünerek yazdım,ne okudum da yazdım bunu da acaba sen ne düşünüyorsun . . . ?

10 yorum:

Beyaz Sayfa dedi ki...

Bu sabah yola çıkarken bi bok göremedim desem....

Luna dedi ki...

yollar bi 'bok' görmemek için fazla pigmentliler bence...

sen ağaçların yeşili ve yolların grisini hiç harmanladın mı birbirine? -bak eğer yaptıysan, ne ruj kalır geriye, ne de saçlara düşen jöle...

sen hiç sabahın 5inde sokak köşelerini bulanıklaştıran sisle savaşmak yerine sevişmeyi tercih ettin mi? -hmm, yaptım diyorsan biliyorsundur. asıl gizem onların içinde.

sen hiç millerce ötendeki insanların yüreklerine dokunmak için, klavye başında kelimelerinle savaş verdin mi? -ah elbette... o zaman bilirsin, kelimeler ... kelimeler albayım aslında çok şey ifade eder, ve çok anlamlara gelirler.

sevgiler,
luna.

Aylak dedi ki...

Ne diyeyim azizim :D

Aylak dedi ki...

Ya luna , you stole my inspiration :) this questions are for the daily life; I was intending to add 'em some deep-emotional questions,but u already mentioned them here :)

Yollar, yollar kenarında benim için neler barındırır sen bilmezsin belki de ha luna, seyahat ederken o yol kenarında gördüklerim hayatınmerkezinden itilmişlerle doludur, şehirde bir dilencidir,şarapçıdır,mendil satan minik ellerdir . Köylerde,kasabalarda yanakları al al olmuş çocuklardır,yabancılığı sana hissettiren o köpeklerdir,ekin dolu tarlalardır, başakla güneşin tek vücud olduğu bir yatak odasıdır bazen.Yollar ve koynundan geçtiğim ormanlar,onlar olmasa belki de seyahat etmem. Konyanın o dümdüz,çöl gibi ovası da tat verir ama karadenizin yeşilinde yollar insana davetkar bakışlar atar,gerdanını açar sana deniz,orman göz kırpar , bu iki tatlı suretli kadını kıramam hiçbir zaman, ben onların erkeğiyim sanki...

Gecenin en ağır soğuğunda sokak köpekleri ile çok yoldaş oldum,bankta uyuyan nice evsizin karanlığa nasıl yenik düştüğünü,bir tas çorbanın bir adam için ne olduğunu,sabahın mahrur hallerinde şehrin parfümünü sıkıp da insanlar için hazırlandığı o kulisi bilirim , oyuncular sahnededir hep ama hayat kulislerde bazen.

Uzaklara gönderdim yazılarımı bir çok kez,hasretle kucakladım vaktiyle yanında olamadıklarımı, bazen cennete biraz daha sevgi cehenneme bir kibrit parçası bile attığım oluyor , nasılda birinden birine gideceğim ya kendi yerimi hazırlıyorum aslında.ama yine de bazen albayım,kelimeler bazı anlamlara gelmiyor, yaşamak kadar zengin değiller gibi bazen.

Kelimeler mi ? s...et !

Luna dedi ki...

yazmak konusunda kelimeleri s... edemeyecek kadar fazla usta olduğunuzda, (bakınız: yorumuma yazılan yorum bunu göstermekte), artık geriye çok da fazla seçeneğiniz kalmaz aslında...

artık kelimeler sustuklarında bile birçok anlamı içlerinde hapsetmiş, özümsemiş, benimsemiş imgeler halini alıverirler...

ah albayım, öyle ki -kelimeler olmasaydı yaşayamazdım.

ya da şöyle mi demeli;

yaşayabilsem bile, yaşamamayı tercih ederdim.

kısacası YAŞAMAZDIM.

Luna dedi ki...

btw, stealing your inspiration?!

come on man, i would be the one who inspires you ;)

Aylak dedi ki...

"Yazmasaydım çıldıracaktım" albayım.

Ustalık mı ? Bu bir hiciv mi :D

Aylak dedi ki...

Wow, such modesty :D :D Yes, you stole , cuz I was planning to add this some more emotional view like you mentioned in your first comment. Anyway, stand in my blog then :D :D :D

huyumkurusun dedi ki...

Bunu okumadan yazmıştım yorumu diğer yazına.:)Süpersiniz bu arada kelimelerle yolculuğunuzu okumak keyifli.

Aylak dedi ki...

Farkettim :D Sağolun hocam,lak lak benimkisi, Luna'ya ise lafım yok Albay o :D