Helvetica


Yazdım, yazgımı ve haneme yazılanı , yazdığım sandığımı bir kez daha yazdım. Önce bir kağıt kalem ile sonra bu teknolojik taşıyıcıyla. Bir yandan şarkı dinledim, en sevdiğim sanatçının şarkısında buldum kendimi ve bulamadıklarımı yazdım hep. Şarkılar karşılar, şarkılar uğurlar beni elbet bir gün . Ama bana elveda çekmeyecek bir tek yazılarım olacak, yazdığım her satırda hakkım var , vicdan yaparım ölünce yoksa. Helal etmem uykusuz gecelerimi , dinlediğim şarkıları, içtiğim sigaranın dumanını ve yudumladığım onca içkiyi. Topraktan bir varoluş değil benimkisi, ben ormanda bir ağacın gövdesinde bulmuşum , bir çınarın en saf yerinden gelen bir kağıda yazdım kendimi, öyle sevgili adını kazır gibi değil , ağacımı ağlatmadan ağlayarak yazdım . 

Geride benden kalacak bir şey olsun diye değil aslında, geride kalmamak için , ileriye gitmek için yazmak zorundaydım, yazmasam yok olacaktım yani hep başladığım yerde kalacaktım. Yazdım kendime yol oldum. Mesela şuan bu yazıyı okuyamıyor olacaktınız, yada ben kafamdaki şarkıyı mırıldanamıyor olacaktım, yarın sabah erkenden kalkıp derse gidecek öğrencilerim olmayacaktı hiç, uzun zaman sonra görüşeceğim bir sevdiğim dostum olmayacaktı. Daha neler neler olmayacaktı belki de bir ömre bedel. 

Öyle ne misyon ne vizyon zırvalığı değil sebebim ; ben kendimin sahibi olamadan sahipsiz kalan her şey için yazdım. Bir ormandaki kesilmemiş bir ağaçtı, işe yaramazdı, kessen kürdan olmazdı dediler .Yeşerttim kendimi, kesilmeden bir maraton verdim yeşilliklerin arasında . Beni en ormanlık yere gömsünler,  yeşilin tam göbeğine , her şeyin asıl var olduğu yere,bak bunu yazdım vasiyet diye. Pigmentlerimle damlayacağım dibime , tohumlarım öyle iki bacak arasında kaygan topraklara dolmayacak , dibimde ömürler yeşerteceğim. Kimse yüzüme bakıp yalnızsın diyemeyecek , ihanet görmeyeceğim, bildiklerimi avaz avaz söyleyeceğim, kalemimi iki kaşın ortasına saplayacağım.

 "Y " nesli yok oldu , yalnızlık nesli başladı . Bilmeden bilen , susupta çok konuşan , hem teknolojik hem gericiyim ben . Hep ikilemle dolu bir bünyeyim aslında siz gibi , gitmek ile kalmak , yaşamakla ölmek arasında mekik dokuyan. Savaş devam ediyor ,yol ortasında elleriyle kafasını örtmeye çalışan bir minik kızın korkusuna sahip çıkan; birileri sevişmeden üreyemezken, aynalarda çoğalanım ben , kırılmadan, incinmeden . Memnunum halimden , sakın gelmeyin . . .


Sigaram, kahvem, kurşun kalemlerim ve  Helvetica




Doladım dilime bin bir şarkıyı
Vurdum sırtıma dağı tepeyi
Yol ettim umutlarımı
Sadece adımla geldim, yeter mi
Bak sana getirdim ıslak günlerimi.

Gözüm açık hep uykularım çalamazlar seni benden
Tuttum son nefes gibi ciğerlerimde seni
Senden kalan bir o vardı ondandır belki
Yahut davetindendi o ela mı bela mı bilemediğim gözlerinin        

                                                                                                            

" Dünyanın her yerinde bütün yabancılar havadan-sudan konuşur "





Gözlerine bakıp duruyorum
Bir bahar edası bekliyorum
İnadımız neye ki böyle
İkimiz de ayrıysak

Her gün gözlerinden aşıp gelen
Bir köprü inşaatında ölüyorum
Bir uçta sen bir başta ben
Bilmiyorum
Bu bekleyiş neden
   
                                                      19-4-2008/ Samsun

İ K İ M İ Z E

Bir şehri  bombalamak isterdim seninle, saatimizi kurup seyretmek şaheserimizi . Senle olduktan sonra yok olanın ne anlamı olur ki . Havai fişeklerle doldurmalıyım gözlerini ,gözlerin fişek olmalı doldurmalı saçmaları aklıma . Kürk mantonu çıkar ve geç baş köşeye, başımın tam üstüne ,beyinciğimin tam ortasına hem de . Ör beynimi şişlerle. Bu şehir hakettiğini almalı ,böyle yok olmalı senle ve senle , çünkü ben zaten yokum senle sen arasında...


Hergün nasıl da süsleniyoruz özene bezene
Bin telaşımızın binbirincisi
Aynalarda yaşlanıp gidiyoruz da
Yansımalardan öze ne ?

Büyüyoruz  işte ; öyle böyle değil !