Bana bir mektup yazmış olsaydın, ben de sana cevap vermiş olsaydım.
Ya da son buluşmamızda büyük bir fırtına kopmuş olsaydı aramızda ve
birçok söz yarım kalsaydı, birçok mesele çözüme bağlanamadan büyük
bir öfke ve şiddet içinde ayrılmış olsaydık da yazmak, anlatmak, birbirini
seven iki insan olarak konuşmak kaçınılmaz olsaydı.
Sana, durup dururken yazmak zorunda kalmasaydım.
Bütün meselelerden kaçtığım gibi uzaklaşmasaydım senden de.
İnsanları, eski karıma yapmış olduğum gibi, büyük bir boşluk içinde
bırakmasaydım
. Kendimden de kaçıyorum gibi beylik bir ifadenin içine
düşmeseydim.
Bu mektubu cok karışık hisler içinde yazıyorum gibi
basmakalıp sözlere başvurmak zorunda kalmasaydım.