Frida, Pazar'da

Bugün pazar,günlerden Frida ; tastamam bir kadın. Açıkta amerikan gemileri belki de, yelkenliler,soğuk . Can sıcak sever,can uzak sever, can boyanmış denize düşen şavkına ayın,akşamdan aşık. Kaşlarım seğirir, kaşlarım kalın ve siyah sen kadar. Ayaklarım dışarı çıkmak istemez, boyalarım yok,fırçalarım çırpı.Frida sen ne güzelsin bu pazar,saçlarında çöl gülleri, kaktüs suyu,biraz da tequila...

Ayakların olsaydım Frida, sen kozasında bir kelebek gibi beyazlar içindeyken ben göğsüne konmuş renksiz bir çift kanat olsaydım; ayakların olaydım, beyaz fonda göğsünün tam altındaki deli duygular,sıcak kalp,bir hüzünlü ayrılık ve etini delip geçen metaller ; sen hep güzelmişsin be kadın ...
Tuallere seni işleyen ben olsaydım, bastonunu alsaydım elinden, sana Marx'ı ben anlatsaydım mesela, evrim mi devrim mi diye tartışabilseydik. Kırmızı elbisenden bana koşan zaaflarım,renkler,,tualler,fırça kılı,altın rengi kaza anları.

Tango, sen ... Tango yine kırmızı, yine sen ve siyah, siyah hep  ben... Küpelerinden tutunsaydım sesine, yoldaş Frida,meksika'nın çöl çiçeği... Ben de sevmem Amerika'yı... Fransızlar, kahrolsun onların o şatafat merakları... Bailamos !

Beraber bir hüznümüz olsaydı seninle diyecek kadar geç kalmışım,demek ki ... Baksana geçmiş şimdi daha farklı, gelecek ise ay akşamdan aşık...

"Si porque te quiero quieres, Llorona
Quieres que te quiera más
Si ya te he dado la vida, Llorona
¿Qué mas quieres? ¿Quieres más?"