Kızıl

Durakta mutsuz bir kadın,saçları kızıl. Kızıl saçlı bir kadın neden mutsuz olurdu ki, bilmiyordum . Zaafım ve tutkum bundandı, belki de... Her bilinmeyen biraz kızıldı. Kadının atkısı ve çantası rengarenk,botları ağır, saçları zaaflımdı ; tüm bu renkler içerisinde insan teni hep sapsarı,gözler fersiz, ruh nasılda hepsinin karışımı : siyah... Kıyafetlerin içine boyalar işlemiyordu demekki, mutsuz kadın. Ağlasa bu kadar mutsuz görünmezdi, hem kadının en tatlı haliydi o ağlamaklyken gülmeye çalıştığı anlar. Ya şehir  git demişti, ya sevgilisinin evinden bir iki parça eşyasını alıp çıkmış nereye gideceğini bilmez halde o durakta dikiliyordu, derindi olduğu yer,sabit : zincirli-kuyu... Bu şehir ve bu bekleyişler, kırmızı ve nice bilinmeyen, zaaflarım,ben ve kadın , izliyorduk : "güzeldi"....


Bir yandan da bir deli haykırıyordu içimde,rafta bir kitap okuyordu beni "bir delinin güncesi" ; film gibi kulak versin "akıllılar" diye :