Arka koltukta 3

Merhaba yine arka koltuktan. Bugün arka koltukta, koltuğun en arkasında gelişmeler ve manzaralar çeşitli. Kırmızı gözlüğü ile kitap okuyan şu hatun kişi, ki sakız çiğneme sesi kitabın kelimelerinden daha fazla.bir kitap elinde " Eylül". Çak kıdı çak kıdı ! Tebessüm. Gözlüğün altından hemen karşısındaki sakalları sarı adamı izliyor. Kamuflaj.."Mikelaaajj"... "Şepppkeeee"...

Karşımda pembe üstlü bir hanımefendi,ne kadar mütebessim.
-ik genç: " beş yıl sonayı düşünmeliyim abicim"
-sevgilisine tutunan kız: " utanınca kızaran saçlarım var" ( zaaf )
 -durak sayan adam: çatık kaşlı.

Motor sesi,yanımdaki adamın müzik çalarından yükselen oynak ritm... Yoldaki tümsekler. Su birikintileri, şehre yağan yağmur.Bir durak; işte bak, bir adam arabasını durdurdu, diğer arabanın içindeki adamı haşamat etmekle meşgul ve mutlu ! Bak kafa attı ! Burnu kanadı adamın; kaçmaya başladı diğer adam. İşte bu anda durdu zaman gözlerimde; hayatın bu iki aksanı karşısında sadece izleyici olabilmek vardı elimde; kan vardı, kırmızı zaafımdı. Hep !

Haberlere kulak kesilmiş bir adamdan itiraflar dinliyorum bir yandan: " ne yani kendimi yakamayacak mıyım ? hani burası demokratik ve özgürlükçü bir ülkeydi?"; adımladığı sularda boğulma ihtimali "sıfır".

Hem ben ne zaman sana gelsem yağmur yağardı şarap gibi; ah ağaçlar habersiz baharın gelişinden; bu şehrin havası nasıl da kandırdı onları ve açtılar keselerini çiçeklerinin. Doğa ana ne kadar hazır doğurmaya; ah bu çiçekli kadın, erik renginde hayatlara sevecenlik işliyor sabahın bu saatinde. Hem ben yalnız severdim, evden yalnız çıkardım yola . Yürümek hususunda en büyük marifetimse arkama hiç bakmayışımdı. Gri bir apartmanın terasından izler gibi gri gökyüzünü, tren sesleri, kamaşık şimşekler ha bir de GAMAŞUK çayı vardı vaktiyle tren seyehatlarimi kıymetli kılan. Serbest bağrımdan sesler yükseliyor. Hem ben ne zaman konuşmak istesem böyle genelde yalnız olurdum; kendimden sıkılınca geleceğim yine sana diyerek çıkarım yola. Hadi Lilli; şarap yağıyor üstüme, yüreğim mantar olup şişmeden egoist insanlar arasında bir taksiye atlamalı ve endüstrimize bir çark daha katmalıyım.


Terleyerek uyanılan bir sabah düşün Lili, yakışır bize bu ıslak yatağı yalnızlıklarımızın; ki bir tek yalnızlığın bize sahip olması zararsızdır. Geri kalan sahiplik-aitlikler bir yarış neticesindedir. Senaryoda böyle yazıyor işte, hadi ıslanalım o zaman ama romantizim değil ; yağmuru romantik bulanlardaki o cıvıklık yüz metre ötemizden geçsin .... Kazanacak neyimiz var zincirlerimizden başka....



"Herkesin hayatında bir takıntısı var amınakoyim" diyor filmde, benimki de tek başıma koştuğum zamanlar günlerin gecelerin peşinde. Neyse boşver be Lili, bizim gibiler için bir yerler hâlâ var ; eğer sen de varsan ....  Yine bilmiyorum; malum ben aslında hiçbir şey bilmiyorum ama senaryoda b/öyle yazıyor koltuk arkası etmeyelim; arka koltukta da benim olduğumu bilin...