Arka koltukta 4

Arka koltukta bugün mavi  koltuklu otobüsün arka koltuğunda cam kenarı mavi sefası. Merhaba mavi, merhaba uçsuz eşsiz ve merhametli deniz. İnsan denilen memeliye -ki yazar burada erotizmi kastetmemiştir- sunulmuş bu sonsuzluk tablosu, ah! akdenizde olsaydım, akdenizde ölseydim; hem akdeniz bana da yaraşıyor; hem başka neyim var ki !



İş hayatı kaskatı etmiş yüz hatlarını insanların, doğru tespit Buko "adamlara 8 saatini veriyorsun ama o da yetmiyor,daha fazlasını istiyorlar". Doyumsuzluk. Sömürü. (Bu arada hücresel zenginleşme saatlerinde izlenilen filmler erotik değil ürotik olabilir ancak). İş yerinde çikolata tadında hayranlık gösterisi. Ar-zu-hal. Ne romantizm; evet asla öyle olmadım yada şimdi farkettim de öyle olacağım biri de olmadı. Şükür. Talipler hep takipteler. 

Zaman tercihler diyarı, biri sana A-şık olmuş; ne lütuf, ne şans : " en azından iki dakika beni düşünmüş olursun, hem sen çikolatayı çok seversin, seni mutlu etmiş olurum" diyen bir ruh; doğasının kaskatı diye bilinen taraflarını yıkmış bir his emektarı. Romantik,evet benlik değil ama bu zamanda "........"(fill in the blanks)  demeden de geçmemek gerekir diye düşündüm. Şanslısınız yani sayın bayan; maneviyata binaen bu hak verişim elbette.
Ve ulaşılmazlık halden hale sokuyor hislerimizi ve vuslat hep ölüm getiriyor. Vuslat ölümle oluyor,ki ölüm kavuşması bu dünyaya çağrılmamızla mümkün olan bir sevgilidir. Aşk mı ! Çikolata mı ! Çiçekler mi ! Adam ne diyordur o çiçekleri gönderirken, ah hanımeli dolu bahçeler,Ah Barış abi aşkolsun ama AŞK olmasın...mı...bilmem.....


Bugün ıslak değil hava şu saatte, yani şarapsızım. Saf kan, tertemiz ! Hem ben ne zaman sana gelsem buz keser yalnızlığım. Kötü gülmece. Günah kutbunda sen ben eşitlenir : Ekinoks. Bende bir şey arama, onlar da aramasın ; ben de hiçbir şey yok ; ben manalar sende-sizde diye gelirim; keşf-i ailemsin/iz. Ben mi; senaryoda henüz BEN yok; belki yazılı olan bir yerler vardır, kim bilir....

Seviyorum seni ruhum, yalnızlığım, sidikli kontesim. Ne kadar yalnız yaşarsam o kadar iyi; senaryoda böyle yazıyor. Tenha arka koltuk,sayın yolcularımız iskeleye yanaşmış bulunuyoruz, hadi ne duruyorsunuz be atın kendinizi denize; görmüyor musunuz her yan mavi : her yan hüviyet rengi.                                                                   16:10


Arka koltukta şehir telaşlı, elinde bir poşet meyve, gri beresi var şehrin bu saatte. Yağmur yağıyor ama demli bir bardak çay tadında, evin direği gibi duruyor şehir ve havai fişekler ile nefsler aydınlanıyor şehir değil ! Motor sesi baki, şehrin dizleri kanıyor, kadife gibi dokunuyor dikenleri şehrin; raslantılar ve standart sapmaları "an"larımızın: " siz nereye başkan?".                                                                                                      22:40