Arka koltukta 1

Tekerüstü yazısı  yine, titreyerek ellerim mürekkebi dağıtmadan yazmaya çalışıyorum. Çantamda bir deli güncesi, yanında "Marmara": daktilosuzluktan yazılmış şiiirler. Arka koltukta, motor sesine yakın yerde gözlerimi deftere gömmüş halde, sağımda yaşlı bir çifti - düğüne gitmek üzre fiyakalı- izliyorum. Karşısında iki genç kız ,ellerindeki aptal aygıttan nameler yükseliyor, gecenin bu saatinde güneş gözlüğü takan adam, hemen yanımda kitap okuyan adam ( yazıdan sonra tanıştık bu genç kişi ile,almanyada master yapan bir iletişimci,ne ala ). İşte tamda bunlardı görebildiğim arka koltuktan, en arka koltukta ben varım. Beni bu araca her binişinizde görecek ve selamlayacaksınız ! Dağınık saçlı,çatık kaşlı, sol gözüne saplanmış bir ağrı bakışlarından okunan herhangi bir adam olarak. Siyahlar içindeyim, "aydın"lığınızın arasında kaybolmayayım diye, kelimeler biriktiriyorum susku torbalarımda. Şehrin ışıkları, yoz ışıklar, zor ışıklar gözümü alıyor bir yandan. An gelir de sesinize ortak olurum diye  şimdilik dışlanmak en iyisi, kulağımı tıkayıp uzak duruyorum sesinizden,hor hor hor ! Kalem benim/divit benim; ben yazarım/ bu yemini ben bozarım...

Karşımdaki kız gülerek baktı, neden ? Hangi şarkıyı dinliyordu o sıra, göz/lük/leri şişe dibini, görmüş dudakları yaşından kırmızı, boyu geleceğinden kısa. Yaşlı teyzenin beresindeki çiçeği alıyorum gözlerimle, o kızın kulağına taşıyorum : Çingene. Tebessüm. Dörtlük akıyor içime:


Dölü aktı zamana kırmızının
doğurgan ve isterik
çarşaflar,yakamozlar ve kan
eşleşti gölgesinde asaletinin 
binbir yalnızlık geçirmiş kadınımın : Zaman

Yanımda okunan kitaptan gözyaşları geliyor, Nietzche ağlıyormuş ! Karşımda notalar akıyor, "Nerimanla gelini iyi değiller" o sırada, sayın yolcularımız bu satırlar bu araçtan son seslerdir; devamı için 34 Z hattına aktarma yapınız. Unutmayın arka koltuktayım, selamlıyorum sizi; sigaranın da ucunu yalayıp öyle yakın.                                        12.03.2013  

                                                                         ********

İnsan olmak yok öyle görünmek zorundayım; mutlu olmak yada mutluymuş gibi yapmak sonunda ne olacağını bilerek-bilmeden.  Netlik karşısında bir düzmece oyunbazlık. Ben olmadan BEN diye kendimi ilan-beyan etmeli, bir sürü sayfaya sadece harflerle yanyana gelen bütünlüğümü -adım- kanıtlamak için imza atmalıyım. Hangi sayfada BEN yazılıydı ki ? Bu kimilerinin sandığı üzre bir egoistlik değil, egoist bile olmayacak bir var oluşsuzluğun haykırışı, hüzünlü  ! Çok susarım ama konuşuyor görünmeliyim, bu zorunluluğu hissettiriyor etrafımdaki sulu-şuhulu kalabalık; cıvık !
Konuşuyor gibiyim ama az şey söylüyorum, bazen bütünlük, bazen farklılık. Böyle olmak, yahut öyle davranmak durumundayım.

Tarafsız olmalı insanlar, öyle de görünme çabasındalar, nedense ! "ÖZNE"l olmak hatalı olmakla yarıştırılıyor. Kötüyüm diyorum, Asaf gibi " nasıl iyi olunuyor,bilmiyorum", yüreğimde iyilik seyrek aslında, işte gören-bulan yok; nasıl göründüğüm nasıl olduğumun önüne geçiyor, insanlar kolayı seçiyor, kolay gönüllerden geçiyor sık sık. Gönüllerde biz gölgemiz kadar bile yokuz. umurumun ötesinde durun,çünkü ben görünmeyenim, görünmezim, zorunda olduğum içim görüyorsunuz beni, zorunda kaldığınız için görüyorsunuz.... Ah ! Notalarını akıt içime şebnem cümlelerim kısalmadan.....

Kendimi beğenmiyorum, ama olmadığım kendimi beğenenler de var; sövüyorum : zevksizler, zorakiler !!!! Sonra "commune" seyahat araçlarına bindim yine, evet ben,dedim ya arkada koltukta ben varım hep,hep yazıyorum, hayır, saçmalıyordum, hayır, kadınlar ne kadar çok geziyordu, kadınlar ne kadar sosyal ve keşif dolular. Saçlar kıvırcık, gözlüklerin arkadasında alakasız bir saadet: 

1.Kadın : Başımıza bir erkek lazım
2.Kadın: Alpay bize yeter
3.Kadın:Ben alamut kalesini görmek isiyorum.
1.Kadın : Ay oğlan"biz sadece arkaşasız diyor, kız ona tapıyor resmen.

Sedef, o çocuğu sevme: "sadece arkadaşmışsınız"; seni görmüyor o. Evet, arkadaşlarına karşı nasıl fedakar olduğunu görüp ona hayran kalıyorsun ama Sedef, yüreğin be kadın. Seni tanımıyor ve bilmiyorum Sedef, bunları sana söylemek isterdim oysa. Geçmiş zaman Sedef, geçmiş ; ve geç kaldığımızı, içimizden geçerken geç olduğunu olduğunu sonradan anlıyor ve kendimizi kandırıyoruz : GEÇmiş zaman ! 

Sonra indim, bir sigara çıkardım ve ucunu yaladım,yaktım  Dr. Hayır'ın anısına...

İş bu yazı, bir kısmı çalışma alanında bir kısmı arka koltuk sefası sırasında ortaya çıkmıştır..                                                                                                   14.03.2013 


İş bu şarkıda bir içlenme neticesinde, komün biçimde akla gelmiştir :