Basit

Nasıl da çocuklaşır insanoğlu ,sıradanlaşır. Oysa çocukluk deniz gibidir masmavi ve tertemiz. Belli ki kirlenmiş,belli av arar ruhu insanın. Tam o sırada ben kadıköy'de denizi izliyorumdur , os ırada Süreya annesinin elinden tutmuş trene binecekken mesela, birden mavi çocuk kudurur, hiddetli hiddetli bağırır : anne.....baba..... Sonra başlarım yazmaya usulca kara kalem deniz defter. "Kimse seni istemese de sen yan cebinde durursun hep; öyle isterler."

Sözler bazen hep kolay çıkar ağızdan gitmek kadar,ayaklar ahengi arar ve sözlerden hızlı ilerler. Kendimi kandırmadım hiç ve dedim ki gerçek ile suret adımda gizlidir.Ne beylik laf ! Sevişmeyi yeni öğrenmiş bir kadın edasıyla utanarak girerim koynuna geceleyin şavkına yıldızımın. Dersine iyi çalışmış ve artık gecelerine sızan acıdan kurtulmak için sevişmek isteyecektir,ustaca - marifetli.Sonra simit susamdan ayrılır,çay soğur ve ben düşünürüm hala kara kaplı suları masmavi defterlerde. "Ben" ya bir gün olacaktır ya basitlikler karşısında ölecektir,öldürecektir,katil olacaktır. Usulca elim cebime gider ve çakıma bakarım. Yasal sınırlar içerisinde taşınabilecek kadar büyüktür ve cüzdanımda sakladığım kimsenin bilmediği maça as kağıt bir şey anlatır bana basit leş. Kara kalbim ve hafif meşrep karanlığım kırmadan kalemini ,sustururum martı seslerini.Jonathan usta yalnız, Lili hala az biliyor; en azından beni benden.Jonathan derdi büyük,Lilli ağlamaklı ve ayniyet dolu geçmişiyle. Lilli bizim gibilerin yaşayabileceği bir yerler hep var, bot şeklinde şarap mahzenli.

Kara kaplı defterlere hayranım hep,etrafını sularla çevrelerim genelde;fakat bu sefer yakacağım diye korkarım basitlikler karşısında; yazan kadar basitleşmesin defterler.Ama yok, ada dediğin böyle olmalı albayım,bize yaşayacak yer gerek, "biz kuğu değiliz,insanız,yumuşacık karnımız" gibi bir slogan ; gayet basit,belki isterik,belki,belkisiz 73 numaralı bir kamarada defterler ve balkonlar, "hızlıca silivermiş,pek âlâ"....