Cennetteyiz Antigone

Masanın kenarındaki çiçek sarıydı,birbirine sarı-lmış bir kadın ve bir erkek yol kenarında bakışmalar,öpücükler .. Sarı bilet kesildi bize bu bahar mevsminde Antigone kırmızı perdeye giderken ve yine yalnız kahve içerken. Köpüğü üzerinde kırk yıllık hatıralarız işte,tarih dediğin şey gelecektir. Kırmızı fonlu hatıralar bir gün bir ülkede bir duvarda kafa tutarken akışına zamanın,asırlık mazilerden borç alıyoruz kesin, kesin biletleri,çalın davulları. Farkında mıyız farkımızın, cennetteyiz. Ne gülmece ! İddiayı kaybettim, bana kalan büyük bir sarıydı.
                                                                              s    a    a   t   o   n    s   e   k   i   z   s    u    l    a    r   ı

Silah sesleriyle açılır perde ve kanlar içerisinde uzanır iki prensi Thebai ülkesinin. Savaş nasıl da birleştirmiştir iki kardeşi – burada bir anlam karmaşası var gibi sanki- belki sadece öldükleri anda ve öldürdükleri anda. İşte tam sırada ben “oradaydım” kahin,orada taşların üzerinde biri usulen hadese giden biri asillikten uzak akbabalara yem olmaya yola çıkacak olan yerde yatan iki cansız beden kardeşin tam da baş ucunda,kadınların ağıtları arasında. Kahin de oradaydı,o anlattı her şeyi,kısık ve ağlamaklı sesi  ile durumu özetledi. Oradaydım işte ben de, Oedipus soyu kururken, Tiran kurallar viran bir ülke,yaslı kız kardeş; ah Antigone ! 
Antigone dirayetli malum” kudretlidir insanoğlu” . Feryadı figan kadınlar,Antigone birbirini vuran iki kardeşi başında birbirine kıydıran savaşa haykırır. Antigone güçlü kadın ama isyankar : “başına çelenk taksın bana bu derdi tattıranlar”. Başlar zamanın ellerinde yazgıları beklemeye ve yazgısı olanın kaderidir beklemek olsun” sabırlıdır insanoğlu”.

Thebai kralı olur amca Kreon, fakat tebasına sormadan anca kural koyar Kreon. Kul kulluğunu bilmezken unutur Tanrı bile kendini.Kendi bildiği en iyidir,Zeus aşkına be adam ! Öz yeğenini akbabalara leş gibi sunabilen,mezarını kazan Antigone’yi canlı bir mezara sokan amca Kreon. “Efendimiz,efendimiz, gözlerimle gördüm efendimiz ; nasıl söyleyeceğimi bilemiyorum,söylesem mi onu da bilemiyorum ama söylemesem uykularımda rahat edemeyeceğimi biliyorum” diyen habercinin söyledikleriyle beslenir yasalar,kulaktan dolma yürekten artık.

Oğlu,yakışıklı prens ve Antigone nin nişanlsı. Dinletemez babasına kuralların kuralsızlığını bir türlü. Babası ona çek yazıp "o kızın peşini bırakacaksın" demeyecektir elbette ama olur da vermeyecektir bu evliliğe. Antigone kardeşinin kuşlara yem olması için bırakılan naşına eleriyle toprak attı diye canlı mezara gönderilirken sevdiği adamın saray da işi ne. Düşer peşine sevdiğinin ; gör Kreon, kuralları sen koydun sen olabilmek için, gelgör ki yemeği sen yaptın bir tek sen doydun; lafı sen söyledin bir tek sen duydun;"Akrep gibisin be kardeşim" ! Kalmadı kimse etrafında, anne bak… Hemen koro girer ve başlar şarkısına, ee malum “ tedbirlidir insanoğlu”.


Yola düşer Prens Antigone nin peşine,dağlara vurur – neden bu tarz aşk hikayelerinde aşık olana DAĞ gibi bir yük verilir, başka bir doğal öge kullanılmaz o an merak ettim-  o sırada Antigone kendini yaşmağıyla asmış cansız yatıyordur yerde,Prens gelmiş canı olamamıştır babasının cani olduğu kadar bi sevdiği bir insana.” Efendimiz efendimiz oğlunuz efendiniz, Antigone nin peşine düştü ve gitti bir şey söylemeden” , haberci kıyak adam, detayları kaçırmaz. Düşer peşine oğlunun Kreon ta ki oğlu kendi kollarında kendin bıçaklayana kadar. Ah kutsal anne,ey hades ve ay sen kardeşi kardeşe kırdıran savaş tanrsı Ares. Bak kimse kalmadı etrafında , anne bak kral yalnız !

Böyle sona gider oyun. Kuralları kendi kafasına göre koyan ve uygulayan ,  her şeyi bilmeyi tabu edinmiş bir insan evladıdır Kreon, ki kendi evladına dahi cezayı uygun görmüş bir babadır oysa cezanın ağırını vermiştir babalığından mahrum bırakarak. Babalar öyle olmasın,böyle olsun:

Antigone dik başlı,asil ve cesur kadın. Kuralları koyanlar mı büyük uyanlar mı bilinmez , yahut kuralları koyan kimdir gerçekten “ tepede beyaz bir saray,saratda soytarı bir kral “ mı vardır…Sorgu… Büyük laf eden mi lafı büyük olan mı büyüktür'e kadar uzanan bu sorgulamanın sonu gelmez elbet,ağlama! Kızıl yaşmak ve ortasına saplanmış bir bıçakla kapanır sahne ve perdeye bulaşır kan içinde öyküleri. Ey Zeus,Olympos’tan in aşağı,insanlık sahnemize gel,Tanrı olmak kolay insan insan olamazken insanca.Evet "ölüyordu insanlar,yaşayanlar yüzünden" ; nasıl bir varoluş.....

 Platon, senin “Devlet”ini okumamış Kreon.... Hem,”Halk neyse devlet o’dur,devlet neyse halk o’dur” ;öyle mi gerçekten ? Bizim O’muz nasıl görünüyor oradan Zeus? Şad ol Antigone, Camus’u hatırladık ve Thebai'yi anladık siz ölürken : "Bir ülkeyi tanımak istiyorsanız, o ülkede insanların nasıl öldüğüne bakın." Hadi bakalım !

                                                                   s  a   a  t   y    i    r    m    i    i    k    i     s     u      l      a    r   ı

Eve geldim,kapıyı açınca evde bir ses olmaması ne güzel bazen. Kulağımda "bugün" şarkısı dolanan kadın, kızılı saçlarında,notaları haykırışlarında doyasıya sevdiğim kadın; iyiki doğdun dedim sana. Bu sefer şarap ile kutlamadım doğum gününü olsun ama çay var,hadi "nehrim ol gel ak yine,kelebek ol gel uç yine".... Ben hala onyedimdeyim...

                                                       g e  c   e   y   a  r   ı  s  ı  "b  e   n"   f   a   z   l   a   s   ı   s   u   l   a    r   ı 



                                                                           o   n   i   k    i    d   ö    r   t   i     k   i   b   i   n    o    n   ü   ç 


Not: Yönetmenden önsöz:




Hiç yorum yok: