Şark/ı getirdim

O geçmişine döner
ben aynalarda kendimi t/ararken
dün çok şey barındırır: o ve ümit  
ne uzun yolculuklarla
dönerim kendime 
çünkü ben kendimden geçmişim

"başımı döndürüyorsun" dedi kadın 
"geçmişe olmamalıydı" dedi adam
"geçmiş olsun" dedi kadın
"geç miş,olsun" sustu adam



*O ÇOCUKLARI: Herkesin bi O'su vardı. En sıkıştığı anda sığındığı,yandığında söndüğü,yanıldığında düzeldiği bir O'su. Burada O belki ulvidir,belki farazi,belki beşeri ama insan ne zaman nefessiz kalsa alır onu ciğerlerinden içeri. O'nun bir de özetilen vir varoluşşsal boyutu vardır,evet,kabul edelim, herkes O olmak ister. Bu üçüncü tekil şahıs ile derdi nedir BEN'in veya tam tersi ne ister ki O'muz BEN'imizden. O hep orada durur gibi güvenle yaşarız,başımız sıkışınca O'na gideriz,parasız kalınca O'nu harcarız,sevgi O ile büsbütün o'lur,çünkü hayat üçgendir, BEN-SEN-O arasında kırılgan sınırları olan.

Bu özneye diğer bir yaklaşım ise gayet tüketimseldir, herkes O o'lmak ister. Kimi bir müdür olmak ister,kimi zengin bir  O o'lmak ister, bazıları aşık o'lmak ister,bazıları aşk o'lmak ister, bazıları O'lmak ister,bazıları ölmek, kimimiz bir sıfat taşıyıcısı,kimimiz sıfatsız özentiler efendisi, kimimiz tatlı bir surat gibi görür O'nu, kimimiz ise asık bir suret. Neden kimse BEN olmak istemez,"kendi" o'lmak neden bu kadar prestijli değil "ah yalan dünyada,yalan dünyada, yalandan yüzüme gülen dünyada". Biri doktor olmak ister annesini babasını iyileştirmek için, kimi ise adalet dağıtmak ister avukat o'lup, kötüleri yok etmek için polis o'lmak isteyene ne demeli peki. KENDİ dışında herkes ve her şey o'lmak ister insan,neden ? O'ysa,o'lduklarında ve o'lmak istediklerine, hatta tüm bunların tam merkesinde KENDİ varken bu gayret nicedir ? Once O o'lunmalıdır sonra diğerleri O'lar. O'nun kalbini durur -evrim- ve Ö'lür. O üzerindeki iki nokta arasındaki zamana hayat deriz. O'lmak,hayatı yok ederek mümkün "dünya barışı" ütopyamız kadar.Ne bu Tanrı o'lma kompleksi..  (işbu metin,fikirdeki uzun bir kitaptan şimdiden yapılmış küçük bir çalıntıdır )


*DOĞURMAKTAN DOĞRU: Doğrular dünyasından herkesin rotası farklı,evet,kabul ediyoruz. Kimimiz aklımızın,kimimiz yüreğimizin kimimiz doğrularımızın kimimiz doğrulmayan sikinin doğrusuna göre ilerler. Sonuncudaki  bu erkeksi hata bildirim deyişi neden? O doğrultuda çocuk yapmıyor muyuz acaba dünyayı yamalamak için ? Aklıyla doğuran var mı acaba ? Akıl anaçtır,evet,doğurgan ama bu manevi çoğalmacılık nüfus grafiklerinde asla yer etmez. Velhasıl,kimse öyle beylik laflar etmesin,herkes bir yerde bir sikin doğrultusunda gider,açık olalım ,kiminin doğrusuna gideceği bir siki bile yoktur,ne acı !İnsanlığın nasıl doğduğunu karıştırmayın,gök gürültülerini sevmiyorum...



*AH B !: Hep yan cepte dururdu birileri,B planı ! Kabul edemediğim doğrularla doluyordu aklım o zamanlar. "Neler duydum Allahım neler,can garip can garip"; ah  bu pek hafif meşrep ruhlar alemi. Parmağında oynatmak isterdi O , kimbilir kimler kimler vardı listesinde,kader denilen kadın bilet keserken... Görünenin arkasındaki O, ne kadar masum bilinmez, belki bir hırsız,belki bir.... "Gözerim ol, gör gösterdiğin kadarını" dedim....Hem susku da manalıdır çok söyleyenlerin maharifetli dilleri kadar.Ah işte,ah bu ürkek aşifte,ah içimi yiyip tüküren güve/n ; duyduklarıma,duymadıklarıma inanmak üzereyim,çabuk söyle çabuk....


*HATIR BAŞI: Tümcelerim de kendim gibi oldu. Hayır,tam tersi. Tek satır halinde yazıyordum,artık öyküleşiyor kelimelerim. Önceden kendi başıma nasıl da kalabalıktım, şimdi ise bağ/cılar diyarında güneşli bağlar kuruyorum. Kalabalığı sevmiyorum, ne tümceler ne de tüm olamamamış ben güzel değiliz bu öyküleştirmeler içerisinde. Tek satır keser beni,uzadıkça kendimi bulamıyorum yalanlar yazdığım paragraflarda. Yalanlar yazıyorum,o'lmayanlar,o'lamayanlar hatrına-hatırasına şimdiden...

*Üstad iki dize okudu Behçetten: 

".......
........
Evlerin içi devir devir değişti
Evlerin dışı pencere, duvar. 


.......
...........
Evlerin içi oda oda üzüntü,
Evlerin dışı pencere, duvar.  

......"