Saçmayabancı

Bugün arka koltukta yabancıyım,maviye,kendime, dünki emekçi günü kutlayıcılarına,popüler olma gayesi güden "ergen" yaşta olgun ruh giyinmiş yetişkinlere, içinde sömürüler yetiştiren kadınlara,ciğere pist diyen kediye - ki kediyi sevmem ama kedileri ezmesinler yollarda-, çok bilmediğini bilmeyen , çok konuştuğuna kendi inananlara,sapkın ruhlara,suskun beyinlere ve ohallerine,adaleti savunup dil-göt arası mekiklerde ustalaşmışlara, insan ruhu-duygularıyla oynayanlara,zaafları güç edinmişlere, kendime,sert mizacıma, kendime sakladığım ve beni yiyip bitiren şeyler,şey olamamışlara,gayri ihtiyari arka koltukta yabancıyım,Camus'a bile hatta. 

Kork benden,kendim,gelme. Buralar çok kötü,hiç diyarına selamlar. Yabancıyım arka koltukta,sarışın kıvırcık saçlı kocaman gözlüklü güzel'e,mert,yağmur ve nurullah,seval ile yaptığım AŞK'a ! O sohbetin içini dolduramayan kavramlara,çay içerken kurduğum o cümleye -"İnsanda Tanrı olamama kompleksi,ezikliği var. Bu gökdelenler neden sanıyorsunuz ! Uzay merakı salt bilim için mi ? Ya o fallar,yarını her manada garanti altına-emin olma kendinden emin değilken. Ve zaman, güçlü hissetmek için kontrol etmek isteriz,dilimlere böleriz zamanı küçük birimlere,saniyelere; fakat o saniyeler-saliseler bile yönetir bizi. En küçük dilimin bile teslim alabileceği ölçüde zayıfız işte. Tanrı değiliz, olamayacağız, net ! ". Ne pesimist-realist-artist-ist-ist-istanbullllllllllllllllllllllllll cümlesine !

Yabancıyım giderleri olan şarkılara, yanıbaşımda telefona gömülmüş gözlere camlar ardında, önümde dikilen sevişgen çifte, onlar mahreme yabancı. Bu şehre yabancıyım, bu ışık ışık evlere; bu araka koltuklar hep huzur dolu,benim için nedense.... Bu şehre gitmeyeyim,sokaktaki dilenci kim-kimin ? Hırsım neden yok ? Gayem yaşamak herkes kadar, araçsızca yaşamak ama amaçlı...Yabancıyım işte....

Ah şu alt üst edilmiş silüetinde şehrin ben neredeyim ? Vapur ? Boğaz ? Yalılar ? Demir bariyerlerdeki kaza izi ? Kaşımın üzerindeki hilal ? Neon ışıkları ile kamufle edilmiş ne varsa göze güzel gelmeleri için özenle hazırlanmış. Ah yabancınım kadın ! Saçları topla, boynun cezbedici .... Senin yüreğine de yabancıyım; bu kendine ayyaş hancının sözleri gibi durur gözlerine; emin olamam. Sende ince bir sızı oluveririm, "öp doğur seni" derim, ben ruhunda koca bir düşük, bir derin sancıyım. Zaman göbeğinde oynanan bu oyunda ben kenarda seni seyredecek bir yedek, bir yabancıyım. Masanda, Marmara'ya  kuşburnu bana bir adam çayı.

Yabancıyım ve yabancıyız aslında ; h/iç dünyalarımızdakilerle hemşerilik, gerisi kayıp diyarında tanışıklık. Hadi kadın, valizini al ve sus; kitaplar hadi koşun harflerle arkasından; "ben sırtımda bir çuval kışlık sovanla gelirim" ; sevişedurun ; ben yabancıyım.....

İşbu bi boka benzemeyen metin  iki mayıs günü tek kişilik bir koltukta mavi üzerine insan tonuyla yazılmış ve okunan kitabın da çağrışımları ile ne kadar tanıdık ne kadar yabancı oluşumuza ince fikirler üzerinden gönderimler şeklinde ortaya koyulmuştur. Ya da böyle olmamıştır, ne önemi var ki ; bunu okuyan da yabancı ! Yoksa tanışıyor muyuz ? Aynı deyiş günleri  havası her yanda - her yanda çift yüz- ; "BİR"likten kuvvet doğar...


 

Devamı gelir, yabancılık diz boyu....