Gün ahlar gün içinde, gece benim . şşşşş....

*Küçük Prensle tanıştık bugün, buluştuk, o "milkshake" içti bense bizim oraların kahvesini.Tebessüm. Olgun,büyük ve dediğinin aksine hiç de basit olmayan kafasıyla sohbetinden tok ayrıldığım yaren, "KENDİ" olma gayretindeki bir başka kafa, affolsun, aylak olma potansiyeli yüngsek.Tebessüm. Sınırlı bir saate sığdırılmaya çalışılan konudan konuya sapan sohbet yolu üzerinde iyi bir yol arkadaşlığı. Var ol, sağ ol Paşam. Muhabbetle….

*Her şey tüccarların elinde sevgilim
His’e senetleri kesmişler
Karşılıksız
Çek
Kalbini
Banka
Otur
İnsan
İçerde insan…..

*Ademin ademliği elmanın kızıllığından değil mi Papaz efendi ? Arkadaşım dedi ya “ bir kadın önce bir erkeğin arkadaşlarını alır, sonra heveslerini en son yaşama hevesini” ve yine de kızıl sevilir bizim Toroslar’da.


*Celal Yalınız, Celal sakallı,evet Sakallı Celal ! Celal başlı başına celali kültürün göbeğinde yetişmiş dev bir eser, mezarı başında gül emekçisi. Hem dediği üzre "bir kızın tıraşlı bir erkeği güzel zannetmesi hazindir" , sünnetidir sakalı Celal babanın. Ben de celal-lendiğim zamanlar sakallarımı kesmem  işte bu yüzden ve benim de cehaletim tahsilimden, Yoda’nın “ we must unlearn what we’ve learnt” sözü buradan değilse ben bu sakalları keserim hem de bir kız için !

*Ya ben daha çok seversem Allah’ı
 Goldie senin Tanrından
Mesela Tanrı var olmasaydı
Yahut hiç olmasaydı
Allah ne kaybederdi Allahlığından


*Bir bakire çiçek toplar çayırlarda
 kötü şeyler olacak
Artık üstümüze bombalar yağmıyor küçük kız
Uçaklar bizi öldürmek için uçmuyorlar tepemizde
Artık uçaklar meteorospuloji
 meteorospuloji 
meteorospuloji
Artık kurşun yağmıyor ve
 Zeus’un altın yağmuruyla hamile kalan Danae’de yok
Su gibi hallerimiz
Kar dolu yağmur
Meteoroloji meteoroloji



*Dünyadaki tavuk sayısı daha fazla insanlardan, onları yakalamamız lazım diyerek sevişmiyor muyuz ? En az üç çocuk !

*Bir bankanın önüne çökmüş bir genç telefonda adının Neşe olduğunu öğrendiğimiz bir kız ile konuşuyor:

“Yalan söylüyorsun Neşe, evinizin önündeydim, saklanmıştım çitlerin arkasına. Sen evin önündeki merdivenlerdeydin,dışarı çıkıyordun. Aradım , telefona baktın ve benim olduğumu bile bile açmadın telefonu. Sonra senden hızlı oradan ayrıldım, buluştuk. Aradığımı görmediğini söyledin ve o an sana belli etmedim. İnandığımı sanmanı istedim. Bana yalan söyledin Neşe, neden yaptın ? “


*Metro’da ikizler ve annene :
1.       İkiz : Anneanne
Anneanne: ……………
1.ikiz: Anneanneee,biz davutpaşada mı inecez ?
Anneanne : ………………..
1.İkiz: Anneanne
Anneanne: ……………..
2.       İkiz: Anneanne, biz davutpaşada mı inecez ?

        Anneanne: Evet yavrum. Davutpaşa'da inecez.

Ayrımı gördüm sanki, üzüldüm birinci ikiz’e. Çocuklara gizil olarak neler öğretiyoruz, sorunun sesi değişince ayrım başlıyor ….


* İzlerden b/iz olmaz
   b/izsiz adım
   s/ize gelmeyiz b/iz
  zaman s/izlerin zamanı

Ben giderim s/iz kalır
Benden sana morluklar kalır aklında
Yüreğinde mor bir surat
Mor ses kulağında
Mor inci gerdanında



*Gelmez olur giden
Cebimde para yok
Gelmez yine ay başı


*Kan serdik biz , hayata bulaştık.
Kan serdiler bize eller, bulandı suyumuz
Kanserdik biz serumlara kandık
Kandık hayata ve serdik bulanık.




*Zamandan l/avantasını alan kârlı sayıyordu kendini, bu bahçede gül dermektir esas olan.

*Ne o uyurdu Papaz Efendi
Ne de ben
Bir türlü uyuşamadık....

*Kadıköy postanesinin hemen köşesinde park etmiş motorların yanında oturmuş iki ayyaşı izledim.Burada yazar, ayyaşlığa hakaret etmez,ayyaşlık delilik kadar mevkilidir meclisimizde. Sakallarını karıştıra karıştıra günü bu vaktinde (14:40) nasıl da hakkını veriyorlar neşenin, hem tam da karşılarında kapitalist bir zevk içerisindeyken yeni nesil. Yanlarına oturmak istedim ama ben daha kapitalist olmuşum, çünkü, vakit nakit. Dost bekler,muhabbet bekler, Akmar’da bir sahaf bekler, sahaf’ta felsefe hocası Kemal bekler, evde tertip düzen bekler, uykuda bir kadın ilgi bekler,akşamda kalmış bir akıl ayılmak bekler, Sarnıç’ta garson bahşiş bekler, Hatay Restoranda bir Cemal Süreya bekler,aşiyanda sakallarıyla Celal bekler. İşte böyle Papaz Efendi, gel senle şu sakallarını bura bura ayyaş olalım, benim de dün kestiğim sakallar hemen çıkıversin, hem biz ne zaman içsek... Bugün üstüm pis, ağrım kekrek, dilim peltek, içim ürkek dışım erkek gezeyim. Cesur olayım da kafamdaki saçmaları aldırayım, kafama sıkılan silahı tutup kabzasından doğrultayım sahibine. Dayan MAHLAS’ım, az kaldı…. Ne demiş Erasmus :

4 yorum:

Nerissa C dedi ki...

evet!

Aylak dedi ki...

Yes !

Maviye iz süren dedi ki...

Biz ne zaman içsek,
iç değilizdir aslında.

Aylak dedi ki...

h/iç h/içe yaşıyoruz işte.

Saygıyla,