Aya giden Suya gider

Floransa'daydım Papaz Efedi, Duomo meydanı mı dersin, San Lorenzo pazarı mı dersin. Dünya edebiyatına beşiklik etmiş,bu şehir beni çok büyülemiştir. Gel biz burada yaşlanalım be Lily. Beş yıl evvel buraları bir akşam gezmiştim, sabahına erken uyanıp eski köprü üzerindeki dükkanların arasında dolanmıştım. Nehrin kenarında yürüdüm sessizce; sustu içim, dedim ya Pazar gününden beri garibim. Geçmişe bulandı ellerim, bıçağımı çeke çeke yürüdüm; beş yıl evvel ne varsa giyotine yatırdım. Tabi sen o zamanlar kilisende inzivadaydın; ben beş yıl evvel yine buralardaydım o zamanlar yanımda biri vardı, artık yok. Garip, hem de çok garip . 

Kaldığım otel, Waffle yediğim yer,eteğinde fotoğraflar çekindiğim heykeller, insan geçmişini nasıl öldürüyor oysa ? Sen bunu şimdi günah çıkartmaya benzeteceksin belki ama değil Papaz Efendi, hiç değil. "Olacak olmakta olan, akacak akmakta olan" deyip geçiyorum her adımımın izinden. Barış abinin şarkısı kulağımda "beyhude geçti yıllar", geçiyor, geçecek de, öyle içesim de yok sadece meşhur dondurmacıdan dondurma yiyorum, buz gibiyim yani ! Silinecek hatıralar, şimdi bir gün gelip  bir başka diyarda kendinden izler bırakmış bir çift ayakla bulmak üzere izler bırakıyorum kendimden...





Haftaya Dante'ye gideceğim, sonra adını gördüğüm her şişeye sarıldığım Pavese'ye. Tezer'i anımsıyorum, defterimi çıkarıyorum cebimden, evet, ben hala defter kalem taşıyorum yanımda,günceler tutuyorum . Geri kafalıyım ben, iletişim çağında sığındığım şeylere bak değil mi !! 









Bu arada Duomo meydanındaki yapının resmini görme engelli ressamımız çizmişti yıllar evvel, haberin var mıdır Papaz Efendi ? Bak:


Sonra dönüyorum şehre ve Maggiore meydanının orta yerine; kulağımda bir Ahmet Kaya şarkısı; içleniyorum yine.Deftere not ediyorum ama bugünlerde ellerim yorgun be Doktor, ağzımdan da kanlar geliyor, belimin ağrısı tuttu, dişimse fena. Geldi mi hepsi birden geliyor. Şarkıya binaen bugün atışmalar-içlenmeler-beyin fırtınası yaptığım bir ay parçası geliyor aklıma. Telif haklarını alırsam yazarım belki onları da,bakalım.Şimdi aya gitme zamanı,önce şarkı:


*****                *******************                 *****         ********************
Şimdi zamanı değil aklım,gönlüm,ah Lily, kozlar elinde, masaya sert vuruyorsun; sende bunun farkındasın değil mi. Minghetti meydanında iki zıt şarkı: "Your lover isn't gone" because "I'm your man". 





******                     *****************                   *****
Çok mutsuzum lan Edi ! Bilinçaltı ne mesaj verdiğinizi Doktor daha iyi bilir belki ama ben sizi çok mutlu izlemiştim Edi, inan ; kardeşimdiniz,arkadaşımdınız hiç günlerimde.

******                   ********************                    *******

Bu arada, sevgili okuyucu, aşağıda bir resim ve ona tıklayınca sayfa göreceksin. Eğer bilgin varsa, etimolojik manyaklıklar dolu belgelerin, paylaş benimle. Meraklıyım.Haydi, ben Ay'a gidiyorum, siz suya gidin.

 Etimoloji

********           *********************                  *******

Okumuş bir işçinin soruları ile bana ayrılan sürenin sonuna geldik:

Buna binaen Yazgan Üstadımın anımsadığı sualler de burada:

MÜŞFİK KENTER - BİZİM GİBİ ; dinle....


Not: "Arkadaşlarda ders çalışmaya gidiyorum anneciğim-babacığım" yalanı tedavülden kalkmıştır son gündemden sonra; etrafınızdaki talebeleri bilgilendirin....

15 yorum:

Sokratesin Yeğeni dedi ki...

Selamlar...

1. Defter-kalem taşımak, günce tutmak geri kafalılıksa o zaman ileri kafalılık nedir, iyice irdelemek gerek. :)

2. Floransa'yı gezdiğiniz için sizi kutlarım. Umarım size her anlamda çok şey katmıştır. Floransa, Viyana, Prag, Paris, Brüksel, Atina ve bilumum Avrupa kentini görmeyi ne zamandan beri isterim! Bir türlü imkan da bulamam nedense, neylersin.

3. Çok geçmişler olsun. Kendinize dikkat edin.

4. Kimi Ay'a, kimi suya gider, evet, aslında herkes gider. Gitmek dediğin de ayakla olan bir eylem değildir yalnızca, asıl gidiş de, geliş de, kalış da insanın kafasında gerçekleşen "eylemlerdir", yanılıyor muyum?

5. Edi ile Büdü... Çocukluğumun kahramanları. Zaman ne çabuk geçiyor, demek bile yetmiyor bir yerden sonra. Çabuk, çabuk da, bu zaman çabuktan da çabuk geçiyor be!

6. Etimolojiye meraklıymışsınız. Ayıptır söylemesi, benimki meraktan da öte bir şey, bir tutku. Naçizane bir şeyler karaladığım da oluyor arada bir. Demem o ki, bize de bekleriz.

7. Bertolt Brecht ne güzel şairdir:
İnsan dediğin nice işler görür, generalim,
Bilir uçurmasını, öldürmesini, insan dediğin.
Ama bir kusurcuğu var;
Bilir düşünmesini de.


Sağlıkla kalınız...

Papatya dedi ki...

I'm your man... Ama ben cok etkileniyorum, yazılarınla fazla haşır neşir olmasam iyi olacak.Okumak harikulade ama hep böyle yapmışımdır iyi bulduğum yazı ve yazılardan bi süre sonra kaçıyorum..Derinlerdeki yaram mı depreşiyor nedir, rahatlamaktan çok rahatsız oluyorum..Hepsi güzeldi, sağlıkla,

Aylak dedi ki...

Sokratesin Yeğeni :

Yazılarımı okursan geri kafalılığımı ve ondan kastımı anlarsın diye düşünüyorum.

Zaman derken bile geçip gidiyor zaman, Edi ile Büdü için, Avrupa kendtlerini dolanmak için, iyileşmek için, her şey için olan zaman yani.

Bertol'a selam olsun.

Yakın dur Sokrat yeğeni.

Saygıyla,

Aylak dedi ki...

Papatya ; sen falların çiçeğisin biliyorsun değil mi ? Sence bu senin hissettiğin mi yoksa sana biçilen görev mi ? Sorular....Sorular... Bunlara cevaplar bul o zaman, yazılarım bu sualin cevabından kıymetli değil ; zaten bi bok sayılmam elimdeki kurşun kalemle.

Sağlıcakla kal,

Saygıyla,

Aylak dedi ki...

Sokrat Yeğeni,

Bu arada, Etimoloji akademik hedeftir, çalışmadır,hayattır bünyemde. Rastlarsan bir şeylere e-mail yoluyla da iletişelim.

Şimdiden teşekkür

Saygıyla,

Can Polat dedi ki...

Yazılarından bahsi geçen yerlere gerçek gidişlerini yoğurup farklı yaşanmışlıklar ortaya çıkardığını düşünüyorum, yanlış mıyım? Yani mekan ve zamansal olarak tamamen gerçekten bağımsız değil gibi.

Aylak dedi ki...

Hepsi serbest çağrışım.. Yerler gerçek, zaman gerçek ve bu gerçeklerin bağlı olduğu beyindeki her şey ; farkında olmadan çıkan saçmalar. Gerçekten kopmam ne mümkün ; kimisi hayal dünyasında yaşadığını söyler, oysa, gerçekten hayale gider. Basit benzetme, güneş karanlığın içinden doğar, karanlık güneşin sırtıdır. Birbirinden bağımsız olmaları ne derece mümkünse zaman ve mekandan sıyrılmak o kadar mümkün. Einstein'ın sürtünmesiz hava sahası düşüne selamlar olsun....

Saygıyla,

Sokratesin Yeğeni dedi ki...

Elbette... Etimolojiye ilgi duyan birini tanımış olmak beni de sevindirdi. Sık sık blogda bir şeyler karalıyorum kelimeler üzerine. Aynı şekilde, senin de ilginç bulduğun bir şeyler varsa, paylaşman beni mutlu eder. İletişim bilgilerim burada. Selamlar...

Aylak dedi ki...

Biraz ingilizce üzerinden gitmekle beraber, taban oluşturmak adına ufak tefek okumalar yapmaktayım . Bilhare, şöyle topluca, hallice bir post halinde sunacağım.

Okudum yazdıklarını, takipteyim.

Saygyla,

Maviye iz süren dedi ki...

Yaaa ben uğramayalı bayağı yazmışsın
hepsini okuyacağım dur:)

Maviye iz süren dedi ki...

valla iyi geziyorsun sen
süper:)

Ebru dedi ki...

Sabah erkenden açıp kaçamak okudum birkaç yazınızı. Galiba genel bir yorum olacak. Çok etkilendim, beğendim, korktum ve daha bir sürü his. Biraz T.Özlü'mektubu tadı (hastalıktan söz edilen yerde) biraz kendim, biraz Cohen. Çok iyi hissettim burada.
Bu arada ben de defter taşıyanlardanım hala. Tablete geçti insanlar ama defter başka:)

Aylak dedi ki...

Mavi: gezmiyorum aslıda arıyorum, belki buluyorum belki kayboluyorum; belki sadece çabadan ibarettim gezmelerim.

Ebru: Saçma düzensiz olur.Öyle saçılır,mermi gibi değildir. Saçma, mantıklı konuşma gayreti gibi değildir geldiği gibi bırakılır ortaya. Hisisyatlarınızın kaynağı olan siz, çoklu olması ise bu yüzdendir belki de.
DEfter kalem olmadan olmuyor, teknoloji hep bir soğuk. En üst keşif ateşti,haliyle en sıcak olan da oydu. Şimdikilerde hep bir radyasyon, hep bir Hiroşima esintisi.

Saygıyla,

Aylak

Beyza Mollaahmetoğlu dedi ki...

Ohhhhhh gez madem, yarasın gözlerine ruhunda kabarcıklanan öğretilere.
Bu arada, o diş ağrısı, şu an, şu saniye bende de mevcut. ÖLÜYOOOOORUM.

Şimdi, doğruluğundan pek emin olmasam da ufak bilgiler vereyim o zaman ben de. Eminim; ama değilim gibi de. Her neyse.
Turkey denilmesinin sebebi hindi Türkiye'den Avrupa'ya gitmişmiş.
Mısır dememimizin sebebi, mısır bize Mısır'dan gelmiş.
Portugal=Portakal
Ay bir şeyler daha vardı da, gelmedi aklıma şimdi.

Aylak dedi ki...

Tamamdır. Deli kız seni ! Hindi mevzuunda sayfana bir link bırakacağım, oku derim. Bilhare de bazı yerli yabancı kelimelerin kökenleri hususunda ufak şeyler karalyacağım. Toparlama aşamasındayım.

Bu arada, eski yazıları vs derlerken, geçen senenin radyodaki ses kayıtlatı çıktı karşıma. Ses kaydın elimde, yarın Neverland belediye başkanlığı önündeki parkta buluşuyoruz, rehine teslimi gerçekeşiyor.Tebessüm.