Durum Gurbetlemesi

*Annelerimiz biz küçükken " evladım, tanımadığın insanlarla konuşma" derdi. Biz konuşurduk, hatta kimimiz tanımadığı insanların verdiği şekerleri afiyetle mideye indirirdi.Sonra, bir Tezer kadın çıktı geldi ve şu tümceyi fısıldadı kitaptan ağrı : "Hiç kimseyi yalan söylediğini anlayacak kadar tanımak istemiyorum" . Şimdi, kiminle konuşacağınızı anladınız mı ?



*Bir de eski bir bisikletin olmalı, kırmızı, daktilon gibi. Öyle zinciri falan atmamalı, yolda bırakmamalı; kırmızının hakkını vermeli yani, bir de şehrin....







*Milena, Milena, Milena,Milena,Milena ; "bu çağda mektup yazmak mı kaldı" deme ; kalan kalır. Çağ dışı olalım, geri kafalı olalım biz...



*İtalyanlar da bilye oynarmış! Bak ne buldum. Çocuğun dünyası küçük,çocukluğun dili aynı ulusu farklı. Büyümüşüz demek ki; her kanıt, her kent bunu acı bir şekilde doğruluyor. . .

*Duydumki şehrime yağmur yağıyormuş, ben burada kurudum kurudum Doktor.. Ki'yi ayrı yazmaktan da bıktım artık..

*Selam Papaz Efendi, geldi çattı anı suskunun. Vaktin en gecesinde, şöyle kalabalık bir meydanda elinde bardakla dolanan sıradan bir adam olmaktan öte nedir ki yabancılık ? İnsanlık da öyle değil mi, dünya ne kadar yabancı bir yer ; ki, ondan değil mi bu cennete-cehenneme gitme/me telaşları ?

*Dünyayı bok götürüyor,bunu biz erkekler tek başımıza yapmış olamayız, itiraf edelim !


İtalyan ağzımın tadı  :  Cannolo Sciliano & Arancini  ; tadına baktık, yenilesi,tadılası.....





2 yorum:

Papatya dedi ki...

Aylak,keske taniyamasaydik kimseyi emin olmasaydik bazi seylerden,kandirilsaydik hatta sonsuza dek aci gercekleri bilmeseydik diyorum ben bazen..Hayalkirıklığı berbat bir duygu

Aylak dedi ki...

Tanıyabildik mi ? Tanıyabilir miyiz ya da ? Bir şeyleri yapacak kadar yahut yapmayacak kadar; öyle hayali kırdırana kadar tanıyamamak acı verir. Hayaldir, ya kurulur hayal, ya kırılır; doğasında var.

Saygıyla,

Aylak