Garp Zamanlar 1

***Ne diyorum biliyor musun Papaz Efendi, insan bilseydi ki gün gelip onu da atacaklar içine,ateşi bulmazdı. Bunu sonradan anladı,zavallı ! Oysa kader dediğin baştan belliydi belki de ; belki de ateş insanı buldu yakmak için. İnsan bundan da korktu ve o gün başladı insanın kendini bir daha bulamamak üzere kaybetmesi. Sence de garip değil mi, ateşi bulan bir varlık grubunun “kendini”  hep arıyor olması ! İnsan “kendini”  ateşe atamazdaki kelime oyunu burada gizli. Belki de ilk kıvılcım yaktı bizi çoktan ve soğumaya başladık dünyayla birlikte. Önce dünya maddeleri soğudu malum, sonra insanlar ,sonra insanlar  birbirine, sonra dünya bize ! Bugün türlü enerji kaynaklarını yine doğanın-dünyanın yüreğinden çalarak icat etmemiz dünya ile arayı ısıtmak için değil mi ? Ben diyorum ki, dünya daha ateşi bulduğumuz anda anladı bizim ne mal olduğumuzu, teknoloji –ki ateş en büyük teknolojidir-  bize yakışmıyordu belki de...

*Annemi aradım,hastaymış.Annemle konuştum,hastaymış. Annemi özledim, hastaymış. Annemin kokusunu özledim, hastaymış. Annemden bana bir ben kaldı sol göğsümde,kan tuttu onu da, annem hastaymış. Babam,sakallarımda sakallarından esmerlik ve sigara kokusu bulaşmış babamla konuştum, Annem hastaymış. Babam...Saçlarındaki beyazlar kadar beyaz başka bir şey yok bu dünyada ama annem de hastaymış......


İki dünya var biri diğerine değer biçilen
İki yol var iyi ve kötü
İki göz iki el iki ayak yolu olana
Tüm bu zenginlikte tek ağız var
Kelimelerse sınırsız
İşte bu yüzden
Susmak bir istikrar işidir gözlerine bakarken




* Koynuna uçup geleceğim susarak
  Susuyorum sana kadın
  Buradaki çift anlamı
  İkircikliliğime ver gitsin
  Söv


* Sevmek gerekir,sevmek
   Ama  sev-i-yorum demek için bile bir ek gerekir

* Bize her şeyi istatistiklerle yutturuyorlar be Yazgan !

* Canım acayip çay çekiyor ; ç/aylak'ım işte.... 




Dört Yanımda Dört Aralık / 2013


Hiç yorum yok: