Durum Gurbetlemesi 2

Floransa'ya gittim, Şahsımın bir numaralı şehridir Floransa bu memlekette, gerek rönesans dönemine başkentlik etmiş olması, gerek edebiyat çevresince kendine has bir ruhunun oluşu , Dante ve Petrarca'dan bahsetmeme gerek yok zaten; apayrı bir yer. Her gidişimde ayrı bir ruhla karşılıyor bu şehir. Bir çok yerini defalarca gezmişimdir, bu sefer bir kez daha  Santa Croce kilisesini gezdim , burası içinde mezarların olduğu, gerek mimarisi gerekse mezarların ruhu itibariyle dolu dolu bir kilise.  Altta görülen Galileo'nun mezarıdır:

.


Bu da Floransalı, italyancanın babası Dante... Dante Floransa'dan sürgün edilmiştir bilindiği üzre ve asıl mezarı Ravenna'dadır. Floransa şehir yönetimi mezarı ister mamafih Ravenna razı gelmez, haliyle, bu mezar temsilidir. Sağda ağlayan kadın "şiir"i , solda elinde asası olan kadın ise "italya"yı temsil etmekte. ( Bu arada İtalyanın  temsil ögesi kadın ve kelime olarak dişi-feminen'dir...)


Kilise içinde dikkat çeken bir başka husus ise adeta camilerde olduğu üzre din adamlarının dua okuyacağı ve vaaz vereceği bir kısmının olması. Genelde bu pek görülen bir husus değildir. Bu arada, camlardaki çizimler ilk günkü gibi orjinal, değişme vs yok. Temizleme halinde bir restorasyon anlayışları var. Tarihe saygı muhterem....

.

Dante'nin evi... Ev olduğu haliyle korunmuş bir konak ve Dante'nin net olarak hangi kısımda dünyaya geldiği vs gibi detaylar kesin değil. Şuan aynı zamanda bir müze. Dante'nin Veba maskesini bilenler için akılda bulunsun, burada değil Palazzo Vecchio'da sergilenmektedir.

Duomo kilisesinin bir parçası olan ön vaftizhane kısmının kapısı, nam-ı diğer "Cennet Kapısı (Porta Paradiso)".... Bu kapı aynı zamanda Dante'nin "İlahi Komedya"sını okuyan Rodin'e esin kaynağı olmuş ve Rodin içinde 180 figür barındıran "Cehennem Kapısı"nı yapmıştır. Hatta, Cehennem Kapısı'nın orta üst kısmında Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları temsili olan "düşünen adam" heykeli vardır.


Ola ki giden olur,Floransa'da küçük ama etkili bir restoran ; arayınız, bulunuz....


Kim bilir Dante veya Petrarca Floransa dağlarında kaç zaman adımladılar. Belki Dante, Beatrice'si ile bu yollardan geçip görüşüyordu. Belki Petrarca , Laura'sını buralardan geçip aradı..Bilinmez...


Sümbülün bu hali beni pek içlendirdi. Bir yanı solarken diğeri canlı. Öyle ki, alttaki minik çiçekleri de açtı diğeri solunca. Manidar. Bir an hayat sembolü dedim. Birinin ölümü diğerinin canı olabiliyor, çünkü aynı toprak, aynı kaynak. Sümbül gibi halleri sevenlerin, biri hasretten ölüyor ama birinin hasreti diğerini yaşatıyor, çiçek açtırıyor şakayıklarla. Neyse, toprağımız bol olsun.....




Çocukken ne oynardık ama değil mi, ah karahindiba.... Lise çağlarına gelene değin adını bilmezdim, dalından koparıp üflediğimiz bir çiçekti. Çiçek miydi ? Akdenizliyiz, oyunu biliriz adını değil işte ; çünkü bizim oralarda sıcaktan erir tüm isimler, sıfatlar ; denizin tuzunda BİR , denizle bir oluveririz.


Diyorum sahaflar, dünyanın neresinde olursak olalım, elbet bir tanıdık bizi karşılar..... Pavese - "Leuko ile Söyleşiler"..... Pirandello - "Altı Şahıs Yazarını Arıyor".... Üniversite yıllarında Pirandello'nun bu oyununu kıymetli bir yarenimin de yer almasıyla zevkle izlemiştim,bak, yine karşılaştık....



Bugün burada Çorba festivali vardı. İtalyan mutfağının genelde çorba ile bir ilişiği yoktur. Belki yöresel servis olarak yahut küçük yerlerdeki restoranlarda görülür. Genelde köy alışkanlığı diyebileceğimiz bir şey çorba, haliyle, bir festival vesilesi olabiliyor ve insanlar gelip değişik çorbaları tatma şansı yakalıyor. Barış ve çorba....


insanın bir yaşam alanı olması önemli azizim, sevdiklerin yanında değillerse de duvarının bir köşesinde durmalı, uyanınca onları görmelisin her sabah ; o zaman uzak dediğin şey gözünle duvar arasındaki mesafe kadar,o zaman kavuşmak kalemi eline alıp iki satır kondurmak yanaklarına sevginin,kendi dilinde.



2 yorum:

Luna Lunarita dedi ki...

bazen memleket havasından uzakta;
hani o köşede, şu bulutta,
insan bulabilir
içinden dışına taşan mana kırıntılarını.

kiliseler büyüyordu gözler önünde,
ve mezarları tanıdık yazarların.
bir çeşme akıyordu;
parıltılı,
ve kendimin yanından geçiyordum;
nasıl da şeffaf!

sevgi ile,
luna

maviye iz süren dedi ki...

ne güzel yerler, keşfetmek, görmek, zenginleşmek gerek..
güzel kitaplar bulmuşsun sahafta, bir de hindiba çiçeği ne hoş,
işte gurbette insan sevdiklerine farklı bakıyor..