BİR



Aksam iş çıkışı bir çay ocağına oturup biraz dinlenip eve geçeyim diye düşündüm. Masama ilçenin meczuplarından Ahmet abi geldi sigarasını tüttürerek. İştahlı içiyordu sigarasını,neredeyse yedi yiyecek ! Çay ısmarlayayım sana dedim,"olur" dedi,yine iştahlı. Burası güzel mi,seviyor musun burayı dedim, "heeee" diyerek cevapladı çayını yudumladıktan sonra. Merak ettim ve yaşını sordum. Bir yandan kesilmemiş tırnaklı badem parmağı ile işaret ederek bir yandan da sarhoş edalı konuşmasıyla "biir" dedi. O an durdum, çayın o yudumu sanki birisi boğazımı sıkıyormuşçasına takıldı,yutkundum onun gözlerine bakarak. O ise titremesine sebep olan tikinden olacak sağına soluna dönüyor,montunun şapkası ile oynuyor ve kendi kendine bıdırdanıyordu. Bir demek ona ne kadar kolaydı. Oysa insanlar bir'in anlamını keşfetmeden yaşayıp gidiyorlardı çoğul halde. Bir yaşında olmadığı kesin olan Ahmet abi, bilmemesinden mi yahut ruhunun bir yaşında oluşundan mı verdi bu cevabı bilinmez ama bir vakit düşünürüz. O bir'likten doğan kuvveti yaşıyordu çayının her yudumunda.


Bilin

ÖĞRETMENLER şiirinin sonunda Parra birden Kafka oluverir, dönüşüverir yaşlı bir böceğe... Bilinsin...